nazar için:

Felak Suresi Anlamı: ( Ey Muhammed ! ) De ki: Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedçinin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım.

Nas Suresi Anlamı : ( Ey Muhammed ! ) De ki : Sığınırım ben insanların Rabbine, insanların Melikine (mutlak sahip ve hakimine ), insanların İlahına. O sinsi vesvesenin şerrinden, O ki insanların göğüslerine ( kötü düşünceler ) fısıldar. Gerek cinlerden gerek insanlardan ( olan ) bütün vesvesecilerin şerrinden Allah ‘ a sığınırım.

Peygamber Efendimiz iki kul euzüyü okuyup buyurdu ki; “bu iki sure ile belarlardan, nazardan korunun ! hiç kimse bu iki sure ile korunduğu gibi, başka şeyle korunamaz. “ ( Ebu Davud )

13 Nisan 2016 Çarşamba

Minik Tuzlu Kek ve Çilek Kompostosu












                                                 Merhabalar,

   Son zamanlarda favorimiz olan minik tuzlu kekleri paylaşmak istiyorum bu gün.  Hem kolay yapımı, hem de harika lezzetiyle tavsiye ederim.


3 yumurta      
1 bardak süt
Yarım bardak sıvı yağ
1 bardak ezilmiş beyaz peynir veya lor
1 bardak rendelenmiş kaşar peyniri
Yarım demet maydanoz
Tuz, karabiber, pul biber
1 paket kabartma tozu       
2 bardak un

Malzemeler sırasıyla karıştırılır. Küçük kaplara konup sıcak fırında  (200 derece ) pişirilir. Bu ölçülerden 12 adet oluyor.
Tarif Kaynak : Cahide Sultan





























    Bir de çilek kompostosu tarifim var ki müthiş güzel oluyor. Neredeyse tüm yaz meyvelerinde olduğu gibi çileği de pişirmeden komposto yapıyorum. İçeceklerde  meyvelerin tadını hissetmeyi seviyorum. 

Yarım kg. çilek
1 bardak şeker
1 litre su
1 limon suyu 

Su ve şekeri bir kavanozda karıştırıp, küçük küçük doğranmış çilekleri katıyoruz. Kapağını kapatıp bir  gece buzdolabında bekletiyoruz. Servis yapmadan yarım saat önce limon suyunu katıp afiyetle içiyoruz.








Sevgiyle Kalın...





5 Nisan 2016 Salı

Örgü Ev ve...








    Sosyete iğnesi diye bir şey yapmışlar arkadaşlar, alın gözünüz gönlünüz açılsın, mübarek iğne değil adeta dikiş makinesi kendi kedine dikiyor sanki. Sosyetik isimleriyle anılan hiçbir şeyden haz etmem ama bu sosyete iğnesini çok sevdim. Birkaç ay önce göz muayenesine gittiğimde doktoruma dedim ki iğneye iplik geçiremiyorum galiba yakına da bozuldu gözlerim. Elime bir kağıt verdi mesafeyi ayarladı okuyun dedi. “ bu yazıyı okuyabiliyorsanız henüz yakın gözlüğüne ihtiyacınız yoktur "yazıyordu ve muayeneden sonra iki yıl daha ihtiyaç duymazsınız dedi. Demek ki dedim gözlerim iyi iğnenin deliği küçülmüş :))  Tek tuhafiyecimize gittim ve dedim ki yurdusu büyük bir iğne istiyorum. O zaman sana sana sosyete iğnesi verelim dedi. Aman dedim bu sosyetenin iğnesi de mi  varmış? Aldım geldim nasıl güzel nasıl kolay dikiyor, ip bir kerede geçiyor . Kumaşta kayıp gidiyor adeta. Demek ki sorun iğnedeymiş dedim ama hala mutfak rafında büyüteç duruyor şu paketlerin üzerindekileri okuyabilmek için. O zaman gözümde sorun yoksa o paketleri niye okuyamıyorum. Sosyetik paket yazısı da yapıyorlar mıdır bir de market çalışanlarına soracağım varsa bulcam alcam gözümüz gönlümüz açılsın bu nedir ya :)) 

   Her neyse gelelim evimize, böyle küçük küçük işler yapmayı seviyorum. Küçük bir lavanta kesesi olarak örüp kızların dolabına asmaktı niyetim ama istediğimden büyük olunca içine elyafla birlikte yine lavanta koydum da dolabın içine koymaya kıyamadım. Şimdilik galiba evimiz evimizin içinde dolaşacak :))







                                        İnstagram Günlüğüm... 





   Şu parçayı 50 kuruşa pazardan almıştım, incecik triko gibi bir şey, kenarlarını oyaladım diz battaniyesi yaptım. 









Bu kumaşlar da  5 parçadan oluşan bir kartelaydı  ve beşi toplam 50 kuruştu yani tek parçası 10 kuruşa geldi. Oyaladım ve çok sevdim. 







Sehpamıza biraz renk kattım :)) 






















                                                       Sevgiyle Kalın...












29 Mart 2016 Salı

Dört yapraklı Yonca




Deep Tone arkadaşımız kendi deyimiyle " Dört yapraklı Yonca " yı oluşturdu ( burada ) . Kitabı görür görmez içeriği nasıldır diye düşünmeden nasıl fotoğraflarım diye düşündüm. Kapağı çok keyifli görünüyordu. Nedense artık bir kitap gördüğümde fotoğrafını çekmeyi kendime bir görev addediyorum:))   Üzerine düşünmek hayal kurmak ve bunu karelere dökmek çok büyük mutluluk veriyor. Bu anlamda teşekkür ediyorum yazar arkadaşlarıma kitaplarını fotoğraflama fırsatı verdikleri için.
Kitabı alır almaz birkaç bölüm okudum. Çok eğlenceli, tam olarak bir günlük tarzı diyebilirim. Okuduğum her sayfada yüzümde bir gülümseme oluştu. Çağla karakterini okurken, o kadar hızlı okudum ki bu tamamıyla kitabın başarısı çünkü karakter öyle bir şekilde aklıma girdi ki bıcır bıcır durmadan hızlı bir şekilde konuşan küçük bir genç kız vardı sanki başımın içinde. Simay 'ın şu sözlerini ise çok sevdim:
 " En güzel şey içimizdeki sevgi. İçimde derin bir sevgi var. Sanki her şeyi seviyor gibiyim, herkesi.  Hepsini birleştirip yumak yapmış kalbime koymuş gibiyim. Sevme eylemini bile seviyorum. Her şeyi seveyim bundan güzeli yok. Her şeyi sevdiğim için karşımda hiçbir engel duramaz. On kaplan gücündeyim o yüzden. Sevgi büyük nimet. Kimse sevgisiz kalmasın."
Özellikle son yazın çok güzeldi sevgili Derin. Kalemine sağlık.

Kitabın tamamını okumamış olmakla birlikte şunu söyleyebilirim; genç olanların ve genç kalanların okumaktan zevk alacağı bir kitap. Tam bir kız kitabı, keyifli, enerji dolu, okurken gençlerin hayatının içine dahil olduğunuzu hissediyorsunuz. Ben çok sevdim.


Deep, web sitesini açarken orada kullanmak üzere birkaç fotoğraf çekmemi istemişti. O zaman Sade ve Derin & Derin Mavi vardı. Ancak teknik konularda anlaşamamıştık. O süreç içerisinde ben nasıl çekerim  diye epey bir kafa yormuş ve planlarımı hazırlamıştım. Sonuçta fotoğraflarım teknik açıdan  uygun olmadığı için çekilmekten vazgeçilmişti. Sonrasında da fırsat bulduğumda o kadar planladım ben çekeyim de Deep kullanacak bir yer bulur  mutlaka diye kareledim hayallerimi ama öylece kaldı. Tekrar " Yani " kitabı ile ilgili bir şeyler çekmemi istese de bu eski fotoğraflardan Deep de şimdi haberdar olacak. Madem çektim hepsi bir arada olsun diyerek paylaşıyorum artık , beğenmeniz dileklerimle sevgiler...



























































23 Mart 2016 Çarşamba

Kum Boncuktan Kolye Yapımı





       Rahmetli anneannemin 75 yıl önce yaptığı kolye, kendi deyimiyle gerdanlık.

Yeni nesil görgü kurallarına göre, maillere, yorumlara cevap vermemek veya vaktinde cevap vermemek görgüsüzlük olarak adlandırılıyormuş. Bu tanıma göre kendimi oldukça görgüsüz hissettim. Ancak benim ki kesinlikle umursamazlık veya değersizlik değil. Bunun en önemli sebebi zaman kullanımını ayarlayamamam. Önceliklerim var gibi bir bahane söylemeyeceğim, çünkü herkesin öncelikleri var hayatında ve bu bir sebep olamaz, burada yer alıyorsam hakkını da vermeliyim diye düşünüyorum. Mutlaka bir fırsat bulmalı ki özellikle emek verilip yazılan yorumlara cevap vererek hem teşekkür etmeli hem de karşılıklı muhabbetin artmasına katkı sağlamalı.

Gelelim günün paylaşımına tabi bu da bu konuyla çok alakalı. Aylar önce Mutluluk Sokağı sahibi Hamarat Ablamız benden burada yaptığım paylaşımdaki annemin kolyelerinin yapılışını istemişti. Ben de bir türlü fırsat bulamadım mı desem sıra mı gelmedi desem paylaşamamıştım..
Bugün de madem böyle bir konuya değindim o zaman verdiğim sözü tutayım ve geriye dönük sorumluluklarımı yerine getirmeye başlayayım.

Annem bu kolyeleri yıllardır yapıyor, şöyle söyleyeyim ilk yapmaya başladığında ben ortaokula gidiyordum, 84- 85 yılları olabilir. Rahmetli anneannemin çocukken yaptığı şu yukarıdaki  ( fotoğraf anneme ait ) kolyeden istemiştim, anneannem öğretmiş annem de yapmıştı. O zamandan beridir yapar yapar hediye eder. Kaba taslak bir hesap yapsak yaklaşık 150 tane yapmıştır. Çocuklarına torunlarına derken bize yaptıkları bile 70- 80 tane var.  İnstagramda da daha önce yazmıştım , eve gelene verir, gittiği yere götürür, çantasına koyar, cebine koyar çarşıda pazarda , otobüste iki muhabbetin arkasından çıkarır verir. Sen sat bunları diyenlere de” – Aman satıcamda nolcak, o kadar uğraşıyorum çok istesem herkes alamaz, ucuza versem o kadar uğraştığıma değmez hediye  veririm, beni ansınlar .  Ben böyle daha çok mutlu oluyorum,  insanlar sevinsin istiyorum" diyor.  Seviyorum annemi hem de çok . 
Bu aşağıda görmüş olduğunuz tüm kolyeler kızlarım ve benim için olanlar. Aslında birkaç tane daha vardı ama ilk elime geçenler bunlar oldu. 














































                                                  

                                                   Bu da farklı bir model.