nazar için:

Felak Suresi Anlamı: ( Ey Muhammed ! ) De ki: Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedçinin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım.

Nas Suresi Anlamı : ( Ey Muhammed ! ) De ki : Sığınırım ben insanların Rabbine, insanların Melikine (mutlak sahip ve hakimine ), insanların İlahına. O sinsi vesvesenin şerrinden, O ki insanların göğüslerine ( kötü düşünceler ) fısıldar. Gerek cinlerden gerek insanlardan ( olan ) bütün vesvesecilerin şerrinden Allah ‘ a sığınırım.

Peygamber Efendimiz iki kul euzüyü okuyup buyurdu ki; “bu iki sure ile belarlardan, nazardan korunun ! hiç kimse bu iki sure ile korunduğu gibi, başka şeyle korunamaz. “ ( Ebu Davud )

17 Ocak 2017 Salı

Örgü Yastık


    










                                 
                          Nesrin Sipahi 'nin muhteşem yorumu

      

  Hava gri içimde bir hüzün, dilimde bu şarkı. Çocukluğumda bin kere falan dinlemişimdir. Babam ve amcalarım tam bir Türk Sanat Müziği hayranıydı evimizde her zaman dinlenirdi böyle şahane eserler.
     Bazen sözlerin kime yazıldığı bilindiğinde anlamına daha çok değer katıyor diye düşünüyorum. Mesala ben bu şarkıyı dinlerken, şiir hep bir sevgili için yazılmıştır gibi gelirdi. Sonra bir gün bir evlada , ölmüş bir evlada yazılmış olduğunu öğrenince içime daha bir hüzünle oturdu. Birkaç gündür nereden esti bilmiyorum ya dilimde ya aklımda sürekli bu sözler var.

    Bildiğim kadarıyla; Orhan Seyfi Orhon 'un kızı çok hastadır ve ölümünden hemen önce babasından "gidişine ağlamaması" konusunda söz vermesini istemiştir, o da söz vermiş ancak  o anda verdiği sözü tutamamıştır  ve kızı ile arasında geçen o son anı şiire dökerek duygularını ifade etmiştir. Bu şiir, hüzün dolu ve bir o kadar da etkileyici   bir şekilde babanın evlat acısını anlatmaktadır.
    Yusuf Nalkesen tarafından da 1951 yılında bestelenmiştir. 


VEDA
Hani o bırakıp giderken seni
Bu öksüz tavrını takmayacaktın?
Alnına koyarken veda buseni
Yüzüne bu türlü bakmayacaktın?

Hani ey gözlerim bu son vedada,
Yolunu kaybeden yolcunun dağda
Birini çağırmak için imdada
Yaktığı ateşi yakmayacaktın

Gelse de en acı sözler dilime
Uçacak sanırdım birkaç kelime...
Bir alev halinde düştün elime
Hani ey gözyaşım akmayacaktın. 
                               
                             Orhan Seyfi Orhon


            
















     Modeli ve ipin rengini çok severek örmeme rağmen bu haliyle ne koltuklara ne de yatak örtülerimize , evimizde hiç bir yere uymadı. Yanına renk geçişi sağlayacak bir şey örmem şart. 


                                          Sevgiyle Kalın...





2 Ocak 2017 Pazartesi

Çıtır Mantı- Cips






   


 Kitcheninred sevgili Pınar Hanımın tarifinden  yaptım bu lezzeti.  Kendime göre az biraz değişiklik katarak.
Şahane bişey oldu bir o kadar da kolay. Adı çıtır mantı olsa da biz cips mantı diye yedik. Belkide yanına yaptığım özel cips sosumuzdan dolayı böyle bir tat hissi verdi bize..

Malzemeler : 
2 yufka
2 kaşık sıvı yağ
1 kase su


İç Malzemeleri:
100gr. kıyma
1 soğan ( rendelenmiş suyu sıkılmış )
1 küçük patates( rendelenmiş suyu sıkılmış)
2 Kaşık ekmek kırıntısı
 karabiber- tuz


Yoğurt Sosu:
1 büyük kase yoğurt
1 diş sarımsak
   1/2 çay kaşığı karabiber
1/2 çay kaşığı kimyon
 1/2 çay kaşık pul biber
1/2 çay kaşık tuz
1 tatlı kaşık kekik
1 tatlı kaşık kuru nane

İlk yufka yayılıp üzerine sıvı yağ sürülür. İkinci yufka üzerine kapatılıp, bir çay bardağı ile yuvarlaklar kesilir. Yaklaşık 70 adet çıkıyor. Her bir yuvarlak ele alınıp su dolu kaseye hızlıca bandırılıp çıkarılır, içine kıymalı harç konarak ikiye katlanır. Ağzı hafifçe bastırılarak kapatılır. Yan yana tepsiye dizilip sıcak fırında pişirilir.
Yoğurtlu sosa bandıra bandıra çıtır çıtır yenir. 


  





İnstagram Günlüğüm





  








    Bu yaptıklarımız görmezden gelme ya da alışma değil bu her şeye rağmen hayatın devamının göstergesi. Devam edeceğiz ki umutlar çoğalsın, çocuklarımıza her daim yaşamak yaşamak yaşamak diyebilelim, pes etmeden, vazgeçmeden, umudu kaybetmeden yaşamak.
Devam etmek zorundayız çünkü biz anneyiz çünkü biz kadınız çünkü biz toparlayıcıyız. Dik durmalıyız ki " ...rağmen " çocuklarımız da umudu, yaşamayı, hayatı, sevgiyi, paylaşmayı, öğrensinler.

   Sevgiyle Kalın... 




29 Aralık 2016 Perşembe

Bir Kavanoz Hatıra

             






                       







Sakladım seni 2016 :))
    2016' nın hatıraları bu kavanozda birazda 2015. Çocuklar küçükken hatıra kutuları vardı hala da saklarız. Doğduktan itibaren bir sürü anı. İlk olan veya en çok sevilenlerden oluşan. Aslında her annenin sakladığı ne varsa onlardan işte bizimkiler de tabi ben biraz abartmış olabilirim :)) belki biraz fazla da abartmış olabilirim hatta çok fazla abartmış da olabilirim ya neyse :))

    Zaman zaman açıp bakıyoruz, kokluyoruz, bol bol konuşuyoruz. Artık kendileri de bir şeyler eklemeye başlayınca, kutular doldu, başka başka kutular eklendi, ay yıl sırası karıştı, yeniden düzenlemeler tekrar elemeler falan böyle bir döngü bizimkisi :)) kızlar büyüdükçe biriktirilecekler de küçüldü , geçen yıl bir yerde böyle bir kavanoz görünce çok beğendim ve bu kavanozu hazırladım. 2015 'in ikinci yarısından itibaren ve 2016 dan anıları sakladık buraya. 

    Özel geçen zamanlardan bir kaç fotoğraf, biletler, bazı yemek fişleri, kurumuş çiçek , yaprak, vs. bizim için anlamı olan ve unutulmasını istemediğimiz görünce de " aaaa..." dedirtecek anılar.

   Yüce Allah hepimize güzellikler ve sağlıklı, hayırlı, uzun ömürler versin. 
Her gelen yeni gün, her gelen yeni yıl bir öncekinden daha hayırlı, daha mutlu, daha sağlıklı, daha barışık olsun. Amin.

     

                   











Sevgiyle Kalın...

21 Aralık 2016 Çarşamba

Çiçek Boyunluk








Merhabalar, güzel, sevgi dolu, barışık gün günler dileklerimle…

   Yedi sekiz aydır , bir kitap okuyorum. Siz de okumuşsunuzdur belki. Bitmek bilmedi demiyorum, bitirmiyorum, bir iki sayfa okuyorum, bazı cümlelerin altını çiziyorum ve o kadar uzun uzun düşünüyorum ki  o  okuduğum bir süre yetiyor. Sonra dönüyorum çizdiğim yerleri tekrar okuyorum bir döngüdür gidiyor. Genel olarak kişisel gelişim kitaplarından , tanımadığın insanların, tanımadığı insanların hayatına dokunuşu sebebiyle bir rahatsızlık duyarım  ve  çok hazetmem ancak bu  kitabı  tamamen bitirince  yine dönüp dönüp okurum gibi geliyor. 
    Aslında çok bildiğimizden öte bir şeyler yazmıyor ama öyle etkileyici geliyor ki, okurken bazen niye ben düşünemedim diyorsun bazen de işte bu ancak bu kadar güzel anlatılırdı diye hayran oluyorsun.

Çocuklarının büyüyünce hayal ettiğin yetişkinler olmalarını sağlamanın en iyi yolu, onların olmalarını istediğin yetişkin haline gelmendir.

  Mesela bu cümle beni benden aldı. Evet hep doğru model olalım deriz olmaya da çalışırız ama bilmiyorum bu şekilde okuyunca insan daha bir kendisine ve beklentilerine bakma ihtiyacı duyuyor.

Bir hata yaptıklarında neyi yanlış yaptıklarını öğrenmelerine yardımcı ol ve sonra ilerle. Ve asla olumsuz ya da tenkit edici lisan kullanma. Çocukları azarlamak içlerine doğru büzüşmelerine sebep olur ve onları özel kılan yegane ışıklarını söndürür. Markette ebeveynlerinin çocuklarına en aptalca kazalar yüzünden bağırdıklarını duyuyorum da. Bu,  kendilerini toplaması gerekenlerin çocuklar değil, ebeveynler olduğunu gösteriyor."


Bu cümleyi okumadan birkaç gün önceydi ve gerçekten aptalca bir sebeple alışverişte kızıma bağırmıştım sonrasında çok üzülmüş ve hemen özür dilemiştim. Sonra bu cümleyi okudum içime işledi, kızıma da okuttum . Tabi bu durumun kızçemin  " ya işte öyle " deyip nasıl hoşuna gittiğini söylememe gerek yok sanırım :)) 

“ Çocuklarına verebileceğin en iyi hediyenin  zaman olduğunu asla unutma . “

“ Çocuklarının yetiştirilmesinin sorumluluğunu  ulusal televizyonların program yönetmenlerine bırakan çok sayıda aile var.Ve bana göre bu bir suç.”

“ Çocuklarınızla iyi vakit geçirin. Göz açıp kapayıncaya kadar büyümüş olacaklar.”

        Diye son bir alıntı yaparak bitireyim neden bu yazıyı yazdığımı bilmeden. Oysa ben sadece bu çiçek boyunluğu paylaşacaktım niyetim bir merhaba demekti, sonra ne oldu bilmiyorum yazarken dinlediğim müzikten mi ülkemizin son günlerdeki geçirdiği süreçten mi kendimi yazdıklarımı okurken buldum. 










          Çiçek boyunluk, atkı, kolye ne derseniz o :))








    
   Bu güzelliği Derya Baykal 'ın ilk programa başladığı yıllarda bir hanım göstermişti. Boyuna dolanan zincirler bu fotoğrafta olduğu gibi çiçeğin içinden çıkıyordu. Doğrusu bu hali  çok hoşuma gitmedi, ben de aşağıdaki gibi çiçeğin altına bir halka yapıp oradan çıkmasını sağladım. Böylece çiçeğimizin görüntüsü daha güzel oldu diye düşünüyorum :)




















   Kitabın üzerindeki 10 kuruşa dikkat ettiniz mi ? Kitabı bir yıl kadar önce aldığımda indirimdeydi ve çok ucuzdu. 2007 baskılı, o  zaman 9.90 liraymış. Ve anladığım kadarıyla 10 kuruşu bu şekilde iade yolu seçmişler. Ne kadar ince ne kadar akıllıca bir tavır  daha ilk görüşte hayran olmama sebep oldu . Kitabı sırf o 10 kuruş yüzünden aldım dersem yalan olmaz.