nazar için:

Felak Suresi Anlamı: ( Ey Muhammed ! ) De ki: Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedçinin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım.

Nas Suresi Anlamı : ( Ey Muhammed ! ) De ki : Sığınırım ben insanların Rabbine, insanların Melikine (mutlak sahip ve hakimine ), insanların İlahına. O sinsi vesvesenin şerrinden, O ki insanların göğüslerine ( kötü düşünceler ) fısıldar. Gerek cinlerden gerek insanlardan ( olan ) bütün vesvesecilerin şerrinden Allah ‘ a sığınırım.

Peygamber Efendimiz iki kul euzüyü okuyup buyurdu ki; “bu iki sure ile belarlardan, nazardan korunun ! hiç kimse bu iki sure ile korunduğu gibi, başka şeyle korunamaz. “ ( Ebu Davud )

7 Ekim 2013 Pazartesi

EVİMİZDEKİ MİSAFİRLER


                               EVİMİZDEKİ MİSAFİRLER

   Gül şeklindeki mumu saklamaz yakardım ‘  demiş kanserden ölmeden önceki son yazısında Amerikalı köşe yazarı Erma  Bombeck.

    Ölmeden önce gül şeklindeki pembe mumu yakmak. Çok tuhaf oldum okuyunca; buruldum, üzüldüm. Çok etkilendim. O kadar etkilendim ki gidip gül şeklindeki pembe renkli mumu yaktım. Baktım baktım baktım…

   Bende de var o mumdan. Güzeller güzeli kardeşim Öznur Nuriyem hediye etmişti. Ben de yakmaya kıyamıyorum.
 
 

   Kızlarım yaz tatilinde çok güzel yemek sofraları hazırladılar bize. Süslü örtüler, peçeteler yemeklerimize sanki başka bir lezzet kattı. Bu güzel sofralarımıza gül şeklindeki mumumuzu koyup yaktıklarında, yemeğe oturur oturmaz ilk mumu söndürdük. Bitmesin diye. Yanıp erimesin diye. Şekli bozulmasın diye. Bir dahaki sefer masamızı yine süslesin diye.

   Bu yazıyı okuyunca o anlar aklıma geldi. Öyle üzüldüm, öyle üzüldüm ki hemen o mumu alıp yakmak geldi içimden. Ama yine kıyamadım. Yakıp söndürdüm. Çünkü o mumu kızlarım yaksın ve ne zaman isterlerse o zaman söndürsünler diye bıraktım.

    Şimdi düşünüyorum da kullanmaya kıyamadığım ne kadar çok eşyam var. Pembe çiçekli misafir yemek takımlarım, kızlarımın çok sevdiği ve arada sırada birlikte kahve içtiğimiz siyah kahve fincanlarım, misafir geldiğinde çıkardığım bocuk taşlı bardaklarım gibi bir sürü şey daha …

   Niye saklıyorum? Misafir gelince kullanırım diye. Kim misafir?  Misafir kim? Misafir benim, misafir eşim, misafir çocuklarım. Hepimiz evimizdeki misafirleriz. Hiçbirimiz çıktığımız evimize dönebilecek miyiz bilmiyoruz. Girdiğimiz evimizden çıkabilecek miyiz bilmiyoruz. Fark ettim ki biz evimizin misafirleriyiz.

   Kullanalım tabaklarımızı, kullanalım fincanlarımızı, yakalım mumlarımızı.Son yolculuk başlamadan.

   Sevdiklerimiz, dostlarımız geldiğinde olsun varsın, bizim kullandığımız tabaklardan yesin, bizim içtiğimiz bardaklardan, fincanlardan içsin. Yarım kalmış mumu görünce burada güzel vakitler geçmiş desin. Ve kendini evindeymiş gibi hissetsin. Öyle değimlidir zaten gerçek dostluk, arkadaşlık; kendin olanla paylaşmak, kendin olan gibi olana kapılarını açmak.

   Bizde misafiriz evimizde, evimize gelenlerde. Aynı kap kacak, aynı karını doyuracak, deyip evimize gelenleri de, kendimizi de kullandığımız eşyalarla ayırmayalım. Evimize gelen oluyorsa, mutlu oluyorsak tabağı çanağı ayırmayalım. Bizde, gelenlerde, herkes de aynı değeri taşıyalım.

Not: Ben artık arada sırada kurulan süslü sofralarımızı evimizde daha sık görmek istiyorum. Bazen kızlarım; bize, kendilerine, bazen de ben; kızlarıma, eşime ve kendime İnşallah böyle güzel sofralar hazırlarız. Artık, daha çok süslü peçeteler almak istiyorum alışveriş yaparken. Değişik şekilli ve renkli mumlar almak istiyorum.

Güzel sofralarda tadını çıkarmak istiyorum; sevgiyle hazırlanıp, sevgiyle yenen yemeğimizin.

 
 
 
Kızlarımın yaz tatillerinde hazırladığı birkaç masa örneği
 
 
 
 
 
 
 

 

 

Bayan  Erma Bombeck'in son yazısı. Yeniden okumak isteyenler yada benim gibi okumakta  geç kalanlar için:

 

 
 
 
Kanser Nedeniyle Ölen Erma Bombeck Ölmeden Önce Yazmış.
“Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer;
Hastayken yata
ğa girer dinlenirdim. Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek diye düşünmezdim..
Gül
şeklindeki pembe mumu saklamaz yakardım..
… Daha az konuşur, ama daha çok dinlerdim..
Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkada
şımı akşam yemeğine davet ederdim..
Oturma odasında TV seyrederken, patlamış mısır yer. Yerler leke olacak diye korkmazdım.. Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım.. Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım..
Saçım bozulmasın diye, arabanın camının açılmasını önlemezdim..
Ete
ğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum..
TV seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok a
ğlar ve gülerdim.. Ömür boyu garantilidir denilen hiçbir şeyi satın almazdım..
Hamileliğimin bir an önce sona erip, doğum yapmayı dilemek yerine, hamile olduğum her anın tadını çıkarır ve içimde bir canlı yaratmanın ne kadar harika olduğunu fark ederdim.. Bu o kadar nadir bir olay ki.. Mucize gibi bir şey..
Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla “Önce git ellerini yüzünü yıka” demezdim.. Onlara daha çok “seni seviyorum”, ondan da daha çok “özür dilerim” derdim..
Ama ba
şka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey; her dakikasını değerlendirmek olurdu..
Dikkatle bak.. Gerçekten gör.. Yaşa.. Vazgeçme..
Küçük
şeyler için şikayet etmekten vazgeç..
Bana benzemeyenler, benden daha çok
şeye sahip olanlar ve kimin ne yaptığı beni ilgilendirmezdi..
Bunun yerine, ili
şkilerimi güçlendirmeye çalışırdım..
Sahip oldu
ğunuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için
şükredin..
Tek bir hayatınız var ve bir gün sona eriyor.. Umarım her gününüzü de
ğerlendirirsiniz..”






 

2 yorum:

  1. Harika bir yazı ve harika sofralar,sunumlar...Annemin öğütüdür''sofra''Herkes akşam evde toplanır sofra başına...Kimi erkenden kalkar gider okula,kimi işe...Tek akşam sofralarında birlikte yemek yeriz ve o yüzden anneciğim sofraların en güzelini hazırlar...Öyle bir telaşa girer ki sanki padişah gelecek...Ama anneciğim de sevmez misafir muhabbetini ilk önce bizim gözümüzü süsler,karnımız zaten doyar sofralarıyla...Yıllar sonra kendi mutfağımda aynı telaş içerisinde buldum kendimi ve güldüm...Bir çiçek, bir mum ,süslü bir bardak,peçete hiç mi birşey yok kağıda not yazar aşkımın tabağının altına koyarım...Ve annem gibi ben gibi düşünen bir ABLAM daha var...İyi ki benim ablamsın canım ablam....

    YanıtlaSil
  2. Nice mutlu masalariniz olsun...
    Ben icim cizlayarak okudum, bendede vardi su pembe gul sekilli mumlardan, gecen yaz ispartadan almistim:))
    Anilarim canlanirken gozumde, ne cok ani kacirdigimida farkettim huzunlenerek

    YanıtlaSil