25 Ekim 2013 Cuma

KÜÇÜK PEMBE KREPLER



 
 
 
 
"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)  buyurdular ki: "Biriniz kardeşini (Allah için) seviyorsa ona sevdiğini söylesin." [Ebû Dâvud, Edeb 122, (5124); Tirmizî, Zühd 54, (2393).]







 
 

 
 
              EN SEVDiĞiMiZE SEVDiĞiMiZi SÖYLEYEMEMEK.

 
  Güzellerimi okuldan geldiklerinde küçük atıştırmalıklarla karşılamayı seviyorum. Bu gün biraz süslü biraz da sade krep yapmak istedim.  Yaparken de annem ve babam aklıma geldi. Onlarda çok severler benim yaptığım kreplerimi.

   Ah! Şimdi burada olsalardı; çayımızı demleseydik, kekimizi, krebimizi sohbetimize  katık etseydik.

    Her evlat gibi ne çok severim annemi, babamı. Severim de sık sık söyleyemem. Severiz de sık sık söyleyemeyiz. En sevdiğimize sevdiğimizi söyleyememek.  Annemize babamıza seni seviyorum diyememek. Onlara her baktığımızda içimizdeki sevgi tiril tiril titrerken, gözünde bir damla yaş birikmesinden korkarken seni seviyorum diyememek.  

    Bizim yaşıtlarımız için zor, kolayca söylemek. Simdi böyle durup dururken söylemek, söyleyebilmek. .( istisnalar her zaman vardır)

    Oysa söyleyebiliriz. Çocuklarımıza söylediğimiz gibi, bize söylendiği gibi.

   Biz bu sabah güzellerimle birbirimize sevgi sözlerimizi söyledik.  Muhtemelen akşam uyuyuncaya kadar da defalarca.  Annem ve babama da en son doğum günlerinde, ondan öncede anneler ve babalar gününde. Niye şimdi hemen söyleyemiyorum. Ya da dün ondan önceki gün niye söylemedim. Ne bekliyorum özel bir gün olmasını mı? Onların benim annem ve babam olmaları yeterince özel değil mi?

   Söyleyemiyorum işte. Söylenmiyor. Zaten her söylediğim de ben de onlarda ağlamaklı oluyoruz. Hemen kötü bir şey mi olacak diye aklımıza geliveriyor. Bir daha söyleyememekten korkuyoruz. Sonraya bırakıyoruz.

   Ne olur söylesek? Ne olur? Onlar dünyanın en mutlu insanı olur. Sevildiğini her zaman bilen ama duyan insan olur. Söyleyelim, dilimizi alıştıralım, söyleyebilirim diye beklemeden.

   Hemen şimdi söylemeliyim, hemen şimdi. Söyleyebiliyorken, söylediklerim duyulabiliyorken söylemeliyim.  Şimdi yazmam bittiğinde telefonu elime alıp seni seviyorum Anneciğim, seni seviyorum Babacığım diyeceğim, İnşaallah.



                                                    
      


 

Bu krepten kalplerle sevgimi gönderiyorum sevdiğim, kıyamadığım; annem ve babama…
   Krep tarifi dendiğinde internette çeşit çeşit görseller çıkıyor.  Anne kaz ‘ da görmüştüm ve çok beğenmiştim kalpli yapım şeklini.
   Aldığım tariflerde benim de bir katkım, farklılığım olsun isterim. Bunu da biraz renklendirip yapayım dedim. Ama çok zormuş nakış nakış işlemek krebi. Şeklini değil ama aklımdaki rengini tutturdum.
 
 
                                      
                                                Kızlarım da çok beğendiler.  
Malzemeler
 1 yumurta
Yarım bardak kırmızı pancar suyu
1 bardak kadar un
Yapılışı:
   Yarım pancarı küçük küçük doğrayıp yarım bardak suda 2-3 dakika kaynattım. Blendırdan geçirip püre haline getirdim. Tel süzgeçten süzüp suyunu aldım. Soğuduktuktan sonra, yumurta ve unu katıp hamurunu hazırladım. boş bir hardal kutusuna (ketçap veya mayonez kutusu da olabilir) koyup sıcak yağsız tavaya şekilli döktüm.
                                                                              
 
                                                                     
 

 
 
 
 
 
                                                                 

 
 



       
       Tuzsuz  olduğu için reçelle birlikte lezzetlendirdik. Pancarın tadı da hiç gelmedi.
                                                            Bereketi bol olsun



 

 

4 yorum:

  1. Merhaba blogunuz çok güzel ve pek çok şey ögreten,fikir veren bir blog.Elinize sağlık,Ben de bloguma beklerim, sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. çok teşekkür ederim, beğendiğiniz ve sayfama katıldığıız için.

    YanıtlaSil
  3. krepler cok ilginc gercekten sizden orenecek cok sey var

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öğrenilecek şeyler hep karşılıklıdır. yeter ki sevgiyle olsun. ben de senden çok şey öğreniyorum. selamlar...

      Sil