21 Ekim 2013 Pazartesi

TARHANA


                                                           

                                        TARHANA

     Sonbaharın son günleri.  ş hazırlıklarımızın da son zamanları. Neredeyse herkesin turşusu, tarhanası, reçeli, salçası, pestili, kurulukları dolaplarında yerlerini aldı. Bende güzellerimle birlikte ufak tefek hazırlıklar yaptım, kış sofralarımız için.

    Kayısı reçeli, vişne reçeli, incir reçeli ağzımızı tatlandırırken, kahvaltılık salçalarımız sabahlarımıza, turşumuz akşam yemeklerimize lezzet katacak inşallah.

   Bir de ilk defa yapma tecrübesine sahip olduğumuz tarhanamız var tabi ki. Eylül ayının başlarında yaptık güzellerimle ilk önce. Tadına, lezzetine doyamayınca bir de az yaptığımızı fark edince tekrar yapalım dedik. Bayram öncesinin o soğuk günlerine denk geldi. Hava soğuk olmasına rağmen evimizin sıcaklığıyla öyle çok kabardı öyle çok kabardı ki ( kızlarımın deyimiyle) biz onu sermesek o bizim eve kendiliğinden serilecekti.

Şimdi bu güzel hazırlıklar için geç kalınmış gibi görünse de bence hiçte geç değil. Hayatta hiçbir şeyi yapmak, yaşamak için geç kalınmadığı gibi.

Önemli olan niyet etmek, başlamak, vazgeçmemek.  Güzellerime hep söylerim her zaman, zaman vardır diye. Sadece yapabilirim demek ve başlamak. Yapabilirim deyipte yapmadığımız ne çok şey var oysa. Bazen biliyoruz yapabileceğimizi. Enerjimizin olduğunu, gücümüzün kuvvetimizin olduğunu, zamanımızın olduğunu biliyoruz, istiyoruz. Ama yapmıyoruz. Bir türlü başlayamıyoruz. Yapabilirim diyoruz, bırakıyoruz.

   Hadi kalkalım; isteyipte, niyet edipte, hayal edipte yapmadığımız ne varsa başlayalım yapmaya.

   Bu belki de dilenecek bir özür, edilecek bir teşekkür, rafta bekleyen okunacak bir kitap, yazılacak bir günlük, yapılmayı beklenen bir tarif, her gün görüpte görmezden gelinen bir komşuya verilecek selam.

   Neler çıkar böyle düşünsek neler neler. Bir kenarda aklımızda kalmış yapılacaklar. Yapabilirim denen yapılacaklar. Yapılabilir ama yapılmamış basit basit yapılacaklar.

   Öyle listelere gerek yok. Ölmeden önce yapılacaklar gibi, bana komik gelen listeler var. Dünyayı bisikletle dolaşmak, denizin bilmem kaç metre altına dalmak. Evet, herkes yapmak ister bunlar gibi standart hayatlarda ulaşılması güç hayalleri. Ama önceliklerimize bakalım. Yapılacak o kadar çok şey var ki. O büyük hayallerden önce küçükleri gerçekleştirelim.

   

. Yapabilecekken, yapmadıklarımızdan başlamayı, ertelememeyi, zaman var dememeyi, küçük hayallerle büyük hayallere yer açmayı söylerim kızlarıma. Hayallerinizi yüksek tutun ama ilk ne yapabiliyorsanız onu yapmaya başlayın derim güzellerime. Beklememek lazım beklememek. Bir yerden başlamak. . Daha sonra o büyük hayaller de yapılabilir  olur zaten.

 Ehh! Artık bu kadar lafın üzerine son kalan tarla domatesinden, biberinden bir tarhana daha yaparım ben.

Tarhana yapmanın bu kadar kolay ve eğlenceli olduğunu(kokusu dışında ) bilseydim öğrenmek için bu kadar geç kalmazdım.

Malzemeler:

5 adet kırmızı biber
4 adet domates

3 adet yeşil biber
2 adet soğan

2 bardak yoğurt
500gr yağsız peynir

1 demet maydanoz

1 demet dereotu

 Tuz

Karabiber
2kg un
Ayrıca 500gr. Un

yapılışı
 Biber, domates, soğan robottan geçirilip 5 dakika kaynatılır. Soğuduktan sonra yoğurt, peynir ve un katılarak iyice yoğrulur. İnce kıyılmış yeşillikler ve tuz, karabiber katılarak tekrar yorulur. Hamur bayağı yumuşak ele yapışır şekilde yapılır.


 Günde iki üç kez ayrıca olan undan az az katılarak yoğrulur. 4 & 5 gün sonra iyice kabarıp kokusu çıkmaya başlayınca  küçük küçük parçalar halinde kalınca bir bez üzerine serilir. Sabah akşam parçalar küçültülür. Hamurlaşmadan ufalanmaya başlayınca (ben robottan geçirdim) un haline getirilip iki gün daha kurutulur.





   Eminim daha güzel yada daha kolayını yapanlar vardır. Ben bunu canım annemin tarifi ve çeşitli tarifleri karıştırarak uyguladım. Bize kolay ve lezzetli geldi.




2 yorum:

  1. Bu akşam pişirdim ve yine çınlattık kulaklarını...Çok lezzetli çoookkkk...

    YanıtlaSil
  2. bu tarifi coktanberi ariyordum tesekur ederim

    YanıtlaSil