nazar için:

Felak Suresi Anlamı: ( Ey Muhammed ! ) De ki: Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedçinin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım.

Nas Suresi Anlamı : ( Ey Muhammed ! ) De ki : Sığınırım ben insanların Rabbine, insanların Melikine (mutlak sahip ve hakimine ), insanların İlahına. O sinsi vesvesenin şerrinden, O ki insanların göğüslerine ( kötü düşünceler ) fısıldar. Gerek cinlerden gerek insanlardan ( olan ) bütün vesvesecilerin şerrinden Allah ‘ a sığınırım.

Peygamber Efendimiz iki kul euzüyü okuyup buyurdu ki; “bu iki sure ile belarlardan, nazardan korunun ! hiç kimse bu iki sure ile korunduğu gibi, başka şeyle korunamaz. “ ( Ebu Davud )

2 Aralık 2013 Pazartesi

BOZA

                                      

                                              GÜNAYDIN                                                      
   Bu sabah yağmur var İstanbul’ da şarkısının(MFÖ) sözleri ile başlamam  hava durumuna daha uygun olurdu ama ben “ Günaydın yeni doğan Güneş, günaydın İstanbul Kardeş“  diye başlamak istiyorum. Nedense sabah uyandığımdan beri, hep aklıma gelen sözler bunlar.
   Güzellerim daha çok küçükken, henüz okula bile gitmiyorken, sabahları çok erken kalkarlardı. Gece yatışlarıyla ilgili de değil. Bazı gecelerde geç yatmış bile olsalar, sabah erkenden uyanırlardı. Hele birde keyfimiz yerinde ise, mutfağımızın camını açar; dışarıya doğru bağırırdık, “ Günaydın yeni doğan Güneş, günaydın İstanbul Kardeş“ ne mutlu olurlardı. Bazen söylemediğimiz de gelirler: - Anne İstanbul kardeş demedik. Tamam hemen gidelim, söyleyelim. Böyle seslenirdik İstanbul’ a. Şimdi  birbirimizi doya doya öpemeden, İstanbul’a günaydın diyemeden bir telaş, bir koşuşturmaca,  okula gidiyorlar. 
   Kısa bir günaydın öpücüğü, kahvaltılarının sonrasında afiyet olsun öpücüğü, güle güle öpücüğü, telaşlı bir sarılma.
   Küçükken büyüsünler, okula gitsinler, genç kız olsunlar diye geleceğe özlemle bakarken, şimdi de ne zaman büyüdüler diye hasretle geçmişe bakıyorum. Onlar büyüdü de ben küçük kaldım. Benim aklım geçmişte kaldı. Hala evcilik oynayalım, masal uyduralım, resim yapalım istiyorum. Birlikte çok güzel vakit geçirdiğimize inanıyorum. İçim çok rahat, ama yine de yetmiyor. Daha çok, hep daha çok diyeceğim o kadar çok şey buluyorum ki. Bazı şeyleri tabi ki şu anda da yapabiliyoruz, İnşeAllah yeniliklerle de yapmaya devam ederiz. Bazı şeyler ise istesek te olmuyor.
   Her gün biraz daha büyüyorlar ve her gün onlarla ayrılmamız biraz daha yaklaşıyor. Hangi evlat ömür boyu anne, babasının yanında kalır, kalmak ister? Biz kaldık mı ki onlardan isteyelim. Bunu isteyemem. Gün gelecek, okul ayrılıkları, gün gelecek evlilik ayrılıkları. Her anne baba ve yavruları arasında yaşanacak. Hep kavuşabileceğimiz ayrılıklar, hayırlı ayrılıklar olmasını dilerim.
   Bakıyorum, kıyamıyorum, büyüdükçe daha çok bağlanıyorum. Bazen onlara diyorum hiç gitmeyin hep yanımda olun. Onlarda –anneciğim biz sana çok yakın bir evde otururuz, her gün geliriz diyorlar. Kim bilir, hayat ne gösterir bilemiyorum ama ben nasıl annemi babamı bırakıp bir hayat kurduysam, bu  onların da hakkı tabi ki. Kıyamasam da onların da hakkı. Duam Yüce Allah’ım hayırlı insanlarla, hayırlı işlerle karşılaştırsın, benim yavrularımı da herkesin yavrularını da bizleri de. (Amin)
 Ah! Bu sabah yağmurun hüznü mü çöktü üzerime, ne oldu bilmiyorum. Hava gibi içim de gri. Şimdi güzel bir tatlı yapmaya gidiyorum mutfağıma. Her anneye iyi geldiği gibi bana da iyi geliyor, yavrularıma sevdikleri bir şeyler hazırlamak.
 Yağmura inat: “ Günaydın yeni doğan Güneş, günaydın İstanbul Kardeş

   Şimdi bu kadar lafın üzerine boza ne alaka oldu ama, hafta sonu çok sevdiğimiz bozadan yaptım.  Bu sabah içmeye başladık bile. Sabah sabah Güzellerimin kahvaltı masasında boza. Ee ! çok seviyorlar. Sabah akşam fark etmiyor, çok ekşimeden içmek lazım. Faydaları da damak tadımızın yanında hediyesi oluyor bize.
Malzemeler:
 500 gr. pilavlık bulgur
750gr. toz şeker (biz çok tatlı sevmiyoruz, ayarlama yapılabilir )
1 bardak boza
Yapılışı:

Bulguru bol suda haşlıyorum, ılık hale gelince robottan geçirip, tel süzgeçte kaşığın tersi ile eze eze posasını ayırıyorum. Şekerini ve 1 bardak bozayı katıp iyice karıştırıyorum. Bu ölçülerle tam beş litrelik bir şişe doluyor. Bir yada iki gün bekleyince içmeye hazır. Biz çok ekşi olmadan bir gün sonra içmeye başlıyoruz. Not: Günde iki üç defa kapağını açıp, gazını çıkarmak daha sonra iyice çalkalamak gerekiyor. 












                                                                      Bereketi bol olsun

6 yorum:

  1. Yazdıklarınız çok duygulandırdı beni...
    Tarif için ayrıca teşekkür ederim.
    İnşallah deneyeceğim.
    Daha önce tarifini vermiş olduğunuz kahveyi yaptım ve çok farklı geldi bize.
    Ailecek beğendik☆★☆
    Sevgilerimle♥♡♥

    YanıtlaSil
  2. Yorumunuz ve beğeniniz için çok teşekkür ederim. Ayrıca kahveyi yapmış ve beğenmiş olmanıza çok mutlu oldum. Selam ve sevgilerimle...♥♥♥

    YanıtlaSil
  3. canım annem ya. kıyamam ben sana. Alla izin verirse hep birlikteyiz İnşeAllah. seni seviyorum. böyle ablamla beni sevdiğini belirten duygular yazınca daha çok senin için değerli olduğumu anlıyorum. anne bide hatırlıyor musun bilmiyorum ama küçükken bir şart koymuştun. ancak kulağımızı ısırırsan oyun oynuyordun. şimdi bu akşamda kulağımı ısırınca aklıma geldi. küçükken o sabahları dediğimiz günaydın yeni doğan güneş günaydın istanbul kardeş dememizi hatırlıyorum. hatta tam biz bir kere söylerken önümüzen kırmızı araba geçmişti. seni her zaman çok ama çok seven kızın CANSU...

    YanıtlaSil


  4. Canım yavrum benim, küçücük kalbinle yorum mu yazdın bana. Biliyorum sizi ne kadar çok sevdiğimi bildiğinizi. Biliyorum beni ne kadar çok sevdiğinizi. Evet, hatırlıyorum tabi ki o tatlı kulak ısırma kuralımızı. Hele canım o anda oyun oynamak istemezse ya da bir işim varsa, ya da sizi uğraştırmak istersem kulağınızı uzatıp anne bir kere ısır ne olur anne bir kere ısır diye yalvarışınızı hiç unutmuyorum. Bazen de iki kulağımı da ısır ne olur iki kere oynayalım deyişinizi hiç unutmuyorum. İki kere oynadığımızda da hadi anne bir kere daha ısır diye peşimde dolaşmanızı hiç unutmuyorum. Keşke daha çok ısırsaydım, keşke daha çok oynasaydık siz büyümeden. Sizi seviyorum yavrularım, iyi ki varsınız, iyi ki benim yavrularımsınız, şükürler olsun Allah ‘ım sizi bana vermiş.

    YanıtlaSil
  5. şimdi ben ne yazayım.en güzel yorumu cansu yazmış.maşallah kuzuma.ne kadar tatlı ve düşünceli.siz çok şanslısınız ama daha öncede yazmıştım onlar daha şanslılar.Rabbim sizi nazarlardan korusun.yazın beni nerelere götürdü. :)
    bozanın evde yağıldığını ilk kez duyuyorum.cidden tebrik ederim.keyifli görünüyor.ama denerim desem yalan olacak evde hiç birimizin içmediği bir içecek.ellerine sağlık sevgili özlem ve her birinize afiyetler olsun.sevgiler..

    YanıtlaSil
  6. çok çok teşekkür ederim, sıcacık, içten yorumlarınız için. ben de hep Allah'ıma nazardan da bütün kötülüklerden de koruması için dua ediyorum ( hepimizi İnşeAllah). böyle anılarımızı, hatırladıkça yazmaktan çok hoşlanıyorum, hayat bu unutulup gitmesin, istiyorum. bozaya gelince, bunun tadı hazır olanlara göre daha farklı ve güzel. ( bize göre tabi ki ) denemeye değer derim. sevgilerimle...

    YanıtlaSil