nazar için:

Felak Suresi Anlamı: ( Ey Muhammed ! ) De ki: Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedçinin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım.

Nas Suresi Anlamı : ( Ey Muhammed ! ) De ki : Sığınırım ben insanların Rabbine, insanların Melikine (mutlak sahip ve hakimine ), insanların İlahına. O sinsi vesvesenin şerrinden, O ki insanların göğüslerine ( kötü düşünceler ) fısıldar. Gerek cinlerden gerek insanlardan ( olan ) bütün vesvesecilerin şerrinden Allah ‘ a sığınırım.

Peygamber Efendimiz iki kul euzüyü okuyup buyurdu ki; “bu iki sure ile belarlardan, nazardan korunun ! hiç kimse bu iki sure ile korunduğu gibi, başka şeyle korunamaz. “ ( Ebu Davud )

26 Şubat 2014 Çarşamba

Mart İpliği - Marteniçka





                                    
                                                  Mart İpliği  -  Marteniçka
      Hiç aklıma gelmezdi annem küçücük bileklerimize iplikleri dolarken bunun yüzyılları aşkın bir gelenek olabileceği. Sanırdım ki anneannem oyun olsun diye annemlere takarmış, annem de bize. Sanırdım ki o uzun kış gecelerinin eğlencelerinden bir anı. “  Mart karasını atmasın derdi annem, mart ipliğini takmazsak bu yaz çok güneş alırsınız kara kız olursunuz sonra. “ rengi de kırmızı beyaz  olmalı  sağlıklı, kanlı canlı olmak için. Tabi biz şimdi rengarenk yapıyoruz ya. Şubat ayının son akşamı takılır, mart ayının son akşamı çıkarılır . Mutlaka mart ayı bu iplerle karşılanır, unutursak o akşam  "artık mart karasını attı , takılmaz. "derdi annem. Ne çok üzülürdük. Tabi biz  üzülünce  kıyamaz  yapıp takardı ama işe yaramazdı, bir kere mart karasını atmıştı.  O zamanlar köylerde kara olmak hiç istenmeyen bir durum. Hatta tarlada çalışan kadınlar yüzlerini öyle bir sararlar ki o sıcağın altında bir tek gözleri görünür.  İşte böyle sanırdım ben bizim mart ipliği hikayemizi. Bir bakıma güneş ışıklarını bağlardık bizi karartmasın diye.
   Ben de kızlarım doğduğundan beri her yıl şubat ayının son akşamı yaparım, mart iplerini takarım kızlarımın kollarına. İlk mart ipliklerini bile saklarım hala hatıra kutularında. O denli bağlıyım yani geleneklerimize. Geçen yıl sınıfta arkadaşları özenmişti Cansuyumun ipliğine, birkaç makara alıp göndermiştim okula, tenefüslerde bütün kızlara ip yapmıştı kızçem.
   Birkaç yıl önce Sevim Anne ile bir sohbetimiz sırasında onunda mart ipliklerini bildiğini fark ettim ve çok şaşırdım. Kendisi kayınbabamın ikinci eşi ve Bulgaristanda yaşıyorlar. Onların da mart ipliği yaptıklarını söyledi. Hatta onların ki öyle bileğe takılan küçük ip parçalarını geçmiş, adeta bir festival, bir şölen havasında özel günler olarak kutlanırmış. Çeşit çeşit bebekler, süsler püsküller yaparlarmış, ipliklerle. Çantalarına, kıyafetlerine, saçlarına, yakalarına takarlarmış. Adına da Marteniçka denirmiş.  Sergilenir, en güzel mart ipliği yarışmaları olurmuş. Rengi mutlaka kırmızı beyaz olmalıymış. Tıpkı bizim ki gibi. Kırmızı yılın sağlıkla geçmesini, beyaz saadeti temsil edermiş. Leylek görülünceye kadar takılırmış. Leyleği görünce bir dilek tutulur, çıkarılıp büyükçe bir taşın altına saklanırmış. Dilek tutsun diye.
 O kadar çok şaşırdım ki sadece bizim köyümüze ait bir gelenek sanırken ben bunu,  neler öğrendim.  Aa… sonra düşündüm, benim köyümün, ninelerimin, dedelerimin kökü Bulgaristan’a dayanıyor. 1800 ‘lü yılların sonu, 1900 ‘lü yılların başı Trakyaya göç yılları Bulgaristan topraklarından. Demek ki benim büyük ninelerim oralardan gelirken çıkınlarının arsında mart ipliklerini de getirmişler. Bırakmamışlar oradaki yaşanmışlıkları. Amacı değişmiş, ( ya da onlar öyle yapıyormuş) mart karartmasın diye takılmış buralarda ama  bu geleneği bize onlarca yıl sonrasına taşımışlar.

   Tabi burada hiç kimse yanlış anlamasın, ben öyle ip bağlamak ya da dilek tutmak gibi batıl inançları olan bir değilim. Dileğimi de isteğimi de Yüce Yaradanımdan isterim dualarımla. Ancak burada paylaşmak istediğim bir gelenek, bir eğlence. Daha az bilinen ya da unutulan yıllar öncesine ait kim bilir neler var. Bildiklerimizi, öğrendiklerimizi paylaşırsak, çocuklarımıza öğretirsek geçmişimizle atalarımızla bağımız hiç kopmaz diye düşünüyorum. Alt tarafı bir ip denebilir, evet çok basit bir şey ama basit olduğu kadar da önemli bir şey. O küçük ip parçası değil beni kendi çocukluğuma, annemin çocukluğuna taa hiç tanımadığım ninelerimin çocukluğuna götürüyor. Bir an için bile olsa zamanın yaşanmışlıklarını canlandırıyor.
   Daha sonra kısa bir araştırma yaptığımda gördüm ki; yüzyıllar öncesine dayanan bir Bulgar Mitoloji geleneğiymiş. Anlatılan  rivayetlerden birine göre M.S. 7. yüzyıla kadar uzanıyormuş hikayesi. Toros Türkmenlerinde, Romanya da, Yunanistan da benzer şekillerde yapılıyormuş, bir çeşit baharı karşılama şekli olarak.


Rivayetlerden birine göre ise;

   Eski zamanların birinde Bulgar erkekleri savaşa giderler. Geride bıraktıkları da “ savaşı kazanırsanız, bir kuşun ayağına beyaz ip, kaybederseniz siyah ip bağlayın gönderin derler. Gel zaman git zaman kuş ayağında kana bulanmış beyaz bir ip parçası ile gelir. Bunu görenler de savaşın kazanıldığını ama çok kan döküldüğünü anlarlar.
Özellikleri:
Mart ipliği kesinlikle kırmızı beyaz olmalıdır.
 El yapımıdır. 
Satılamaz ,  hediye edilebilir.
Mart ayı başlamadan takılmalıdır.
   Ayrıca mart ipliği geleneğini çok güzel bir şekilde açıklamış olan Nigar Sargın Hanımın yazısını isterseniz buradan okuyabilirsiniz. Marteniçka  yazarak ta görsellere girdiğimizde çeşit çeşit ipler karşılıyor bizleri.



                                                         Kırmızı ve beyaz  yün ipler burkularak yapılıyor.


                Daha ince olsun isterseniz beş altı renk makara ipi ile de yapabilirsiniz, ama aslına uygun olmadığı için mart ipliği demek ne kadar doğru olur bilmiyorum. 


















   Hepinizi ayrı ayrı selamlıyorum sevgili arkadaşlarım, önemli bir nedeni yoktu ama yaklaşık iki haftadır hem kendi sayfamdan hem sizlerin paylaşımlarınızdan uzak kaldım. Çok özlemişim bloğumu ve sizleri. Fırsat buldukça ziyaretinize gelmek istiyorum, sevgilerimle…

19 yorum:

  1. canım ben bir çok kişide görüyordum ama inan mart ipliği olduğunu yeni senden duydum.değişik ve güzel olmuş.ellerine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bazen öyle oluyor emineciğim, sıradan bir şey gibi görünen şeylerin bir hikayesi çıkıveriyor karşımıza. beğenmene sevindim. sevgilerimi yolluyorum sana...

      Sil
  2. Yazınızı büyük bir keyifle okudum. Geleneklere bağlı kalmanız çok hoş. Bende Trakyalıyım bu zamana kadar hiç duymamıştım. Çok güzel görünüyorlar. Emeğinize sağlık. Sevgi ve muhabbetle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili esin, yaşı elli, altmışın üzerinde olan tanıdıklarına sorarsan bilirler diye düşünüyorum. benim de geçen yıl yetmiş beş yaşında olan komşum kolumda görünce hemen hatırladı. biz çocukken yapardık diye .bir kaç gün sonra baktım torun torba kim varsa yapmış, kendi de takmış. yani daha çok eski neslin bildiği bir şey. tabi şimdi yine canlanmaya başladı, bulgaristan gidiş gelişleriyle. sevgilerimi gönderiyorum sana...

      Sil
  3. Ne güzel yazmışsınız,geleneklerimizi önemsemeniz çok güzel ayrıca bilmediğim bir şeyi öğrendim teşekkürler.Sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim, Mehtap Hanımcığım, beğenmenize ve güzel yorumunuza çok mutlu oldum. selam ve sevgilerimle...

      Sil
  4. Özlemciğim aslında çok eski ama bizim yeni öğrendiğimiz bir geleneği hatırlattığın için teşekkürler sevgilerimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim sevgili meltem, güzel yorumun için. daha bilmediğimiz kim bilir ne gelenekler vardır hatırlanmayı bekleyen, dilerim hep öğrenir ve öğretiriz birbirimize de yavrularımıza da. sevgilerimi gönderiyorum sana ...

      Sil
  5. Bulgaristan göçmeni olanlar iyi bilirler Marteniçkaları, Mart ipliği olarak tercüme edilmiş hoş olmuş. Bulgaristan'da 1 Mart ta ilk baharın gelişi kutlanır. Marteniçka da bu kutlamanın bir simgesidir, ayrıca büyükanne Marta da vardır. Bir elinde ipe dizilmiş patlamış mısırlar ile süslenmiş yeni tomurcuklanan bir dal, bolluk ve bereket simgesidir bu dal.. Her yer kırmızı beyaz renkli ipler ile süslenir. Bu ipin ucundaki püsküllerden beyaz renkli olan Piju adında bir erkek çocuğu, kırmızı olan ise adı Penda olan bir kız çocuğudur aynı zamanda.. Büyükanne Marta biten kışın simgesidir, Piju ve Penda ise ilk baharın gelişi ile yeniden canlanan doğanın simgesidirler.. '89 yılında Türkiye'ye göç ettiğimizde 11 yaşındaydım bir daha doğduğum köyü görmek nasip olmadı, benim aklımda da kalanlar bu kadar paylaşmak istedim.. Sevgilerle CiCi KaLL.. (^_^)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim güzel paylaşımınız ve ilginiz için. bu öğrendiğim dördüncü hikayesi mart ipliğinin. ve hepsini ayrı sevdim. galiba en çokta baharı müjdeleyen hikayeleri beni mutlu etti. en güzel yanı da bu kadar uzun zamandır farklı hikayeleri olsa da aslını bozmadan, hep aynı şekilde yapılmış olması.
      dilerim doğduğun köyü yeniden iyi günlerde görmen nasip olur. benim büyük büyük dedelerim çok uzun yıllar önce gelmişler şimdi orada hiç kimsemiz yok ama eşimin akrabaları var ve 96 yılında eşim ve ailesi ile gitmek görmek nasip oldu. slistreyi, varnayı, ve bir çok yeri görebildim. şimdi çocuklarım çok merak ediyor, inşeAllah onları da götürüp gezdirebiliriz ata topraklarında. sevgilerimle...

      Sil
  6. çok sevdim bu postu öce :) Vallahi çok sevdim anlattıklarını... Aslında dün görmüştüm ama okuyamamıştım, bak bugünü de geçirseydim geç kalacakmışım. Bu akşam ben de kızım ve kendim için yapayım bu güzel bilekliklerden, takalım ve mart sonunda çıkaralım :) Ben çok severim böyle gelenekleri ve bilmediğim bir şeydi bu, öğrendiğime de çok memnun oldum :)
    Çok teşekkürler bizlerle paylaştığın için, sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. beğenmenize ve gösterdiğiniz ilgiye çok sevindim. iyi ki okumuşsunuz. nehir kızımıza da çok yakışır.küçük oğlumuza da sevgiler.

      Sil
    2. Son postumda adınız geçti ;)

      Sil
    3. çok teşekkür ederim. okudum çok mutlu oldum, emeğinize sağlık.

      Sil
  7. sevgili özlem yazını keyifle okudum ve bilmediğim bir geleneği öğrenmenin keyfini yaşadım.hatta yarın kendime ve kızçemede yapmaya karar verdim.çok teşekkürler bu güzel yazı için.seni ve çocukları sevgiyle selamlıyor ve öpüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim, içten selam ve sevgilerinize aynı şekilde içten selam ve sevgilerimizle karşılık veriyoruz. hep güzel ve bilmediğimiz ne çok şey öğreniyoruz karşılıklı paylaşımlarımızdan, iyi ki bloglarımız var. yüzlerce birbirini tanımayan, bir bakıma da çok iyi tanıyanlarız. mutlu baharlar diliyorum. güzel kızçeye de sevgilerimi gönderiyorum.

      Sil
  8. Buyrun takip edbileceginiz guzel bir sayfa :)
    https://m.facebook.com/Martenickam

    YanıtlaSil
  9. Buyrun takip edbileceginiz guzel bir sayfa :)
    https://m.facebook.com/Martenickam

    YanıtlaSil
  10. Bulgaristan göçmenisiniz sanırsam direk onunla ilgili bir bağlantısı var

    daha fazla bilgi için bir gocmen sitesi olan http://www.dizmana.com/icerik/martenickalariniz-hazirmi/

    burayı okumanızı tavsiye ederim

    YanıtlaSil