29 Mayıs 2014 Perşembe

Tuzlu Çıtır Kurabiye

                         



Özellikle Perşembe geceleri okunması Ehl-i Beyt imamları tarafından tavsiye edilen bu Duanın her türlü sıkıntı için , kötülük edenlere haddini aşanlar için okunduğu söylenir


. http://dualarhazinesi.blogspot.com.tr/2014/01/persembe-gunu-okunacak-dualar.html

Allahım! Sana yeryüzündeki kum taneleri adedince şükrediyor ve salih kullarına olduğu gibi bana da rahmetinle muamelede bulunmanı diliyorum. Peygamber Efendimiz hürmetine, ehl-i beyti ve ashabı hürmetine ne olur, bizden evvel, binlercesinin bu kabil dileklerine icabet ettiğin gibi bize de lûtfundan kapılar arala ve başımıza sağanak sağanak ihsanlar yağdır!..Amin.


   Süslü Mutfaktan aldığım bir tarif. Biz çok sevdik. İki defa yaptım. Ağızda dağılan, nefis bir tadı var. İlk yaptığımda çok mu pişirdim acaba diye düşünmüştüm, yerken çıtır çıtır ses duyunca. İkincisinde daha az pişirip de yine aynı şekilde ses çıkınca, anladım ki bu tuzlu kurabiye adının hakkını veriyor. 

Malzemeler:
125 gr. Oda sıcaklığında margarin
1 / 2 çay bardağı sıvı yağ
1 yemek kaşığı sirke
1 çay kaşığı toz şeker
1 yumurta sarısı
1 bardak rendelenmiş kaşar peyniri
1çay kaşığı karbonat
1 çay kaşığı tuz
 Aldığı kadar un

   Yapılışı:

   Un dışındaki tüm malzemeleri karıştırma kabına koyup, karıştırıyoruz. Azar azar un ilavesi yapıp, yumuşak ele yapışmayan bir hamur elde ediyoruz. buzdolabında 30 dk. dinlendiriyoruz.
   Küçük küçük şekiller verip, pul biber veya çörek otuna bandırıp, tepsiye yerleştiriyoruz. 180 derece sıcaklıktaki fırında pişiriyoruz.
                        














                                                            Bereketi Bol Olsun...

















.


22 Mayıs 2014 Perşembe

Küçük Ağaç

                                             

                                                                     Küçük Ağaç
     Çok sevdiğim, çok kıymet verdiğim bir hanım için, bu küçük ağacı hediye olarak hazırladım. Özel günlerde üzerine asılacak iyi dilekler için,  fikrin kendisine , tasarımın bana ait olduğu bir çalışma oldu. En güzel günlerde, sağlıkla kullanmasını diliyorum.
   Boyunu ölçmedim ama 70 - 80cm. kadar vardı. Görüldüğü gibi; taşlar, kuru dallar, bir küçük bıldırcın yumurtası ve çeşitli doğal süslerle tamamladım. Tabi yapıştırmada sıcak silikon benim vazgeçilmezim. Evimizde, koyabileceğim uygun bir yer bulabilirsem, kendim için de bir tane hazırlamayı düşünüyorum. Her zamanki gibi doğal olan malzemeler gözüme bir başka güzel görünüyor. Daha önce de taştan sehpa örtümü burada paylaşmıştım.                                                                       
                                                          Sevgiyle Kalın… 

  

















20 Mayıs 2014 Salı

Alabaş Salatası

     
                                 


                         Hayırlı günler olsun sevgili arkadaşlarım, hepimize…
    Günümüz aydın olsun, hayırla dolsun.  Rabbim hepimizi hayırlı insanlarla ve hayırlı işlerle karşılaştırsın. Amin.  Hayat devam ediyor klişesi ile devam ediyoruz, ediliyor. Herkes bir şekilde devam edecek tabi ki yaşadığı sürece, yaşamaya. Ancak ihmaller hiçbir zaman göz ardı edilmemeli, edilmiyor da zaten. Yüce Yaradanımıza  sığınarak teselli buluyoruz. Hiçbir yanlışın hesapsız kalmayacağına inanıyoruz.
   Şimdi yapmamız gereken böyle zor günlerde birlik olmak. Somalı kardeşlerimiz için de, Bosnalı kardeşlerimiz için de, her kimin ihtiyacı varsa onun için de, elle tutulur gözle görülür bir şey yapamıyorsak bile dua etmek. Hiç olmazsa dualarımızla yalnız bırakmamak ve unutmamak.





    Pazarda alışveriş yaparken bir hanım teyze alıyordu bu alabaşlardan. Alabaş diyorum ama adını o zaman bilmiyordum. Ne diye sorduğumda teyzem bana bir anlatmaya başladı ki google falan bakmaya gerek yok. Büyükler  1 lira, küçük boyları 50 kuruş. O da ben de küçük boylardan birer tane aldık. Beğenirsek, haftaya tekrar alırız diye de sözleştik, sanki tekrar karşılaşma ihtimalimiz varmış gibi.  Alabaş, hakkında bilgisi olmasına rağmen O’ da ilk defa alıyormuş.        Bayılıyorum alışverişlerde böyle ayak üstü sohbetlere ve çabucak tarif alıp vermelere. Pazar alışverişlerinin en keyifli yanı bu galiba benim için. Yoksa marketlerin; halk günlerinde; her şeyi seçmece alıp pazardan daha uygun fiyata ve tazeliğe getirmekte mümkün ama orada bu duygu yok. Her kes bir telaş, en güzelini alayım kargaşası. Günün öfkesi, yorgunluğu bırakılıyor sanki market reyonlarına. Hiçbir zaman pazarın sıcaklığı, paylaşımı, samimiyeti insanın yüzüne vurmuyor. Seviyorum rüzgarın esintisini, insanın sesini duya duya alıveriş yapmayı. Hele de o parça kumaşların, incik boncukların arasına dalmak varya nimet nimet. Bazen sırf bunun için pazara çıkıyorum.
   Neyse tarifime döneyim. Alabaşın tadını ben beyaz lahanaya benzettim. Lahana salatasını çok sevdiğimiz için onun gibi ; limon, yağ, tuz karışımı ile hazırladım. Güzel oldu ama ilk tadına bakmak için dilim olarak kesip, hiç bir şey katmadan sade olarak yediğimin tadı damağımda kaldı. Bundan sonra yine küçük boylarından alıp ( taze taze bir defada bitmesi için )dilim dilim sunmayı düşünüyorum. Tabi benim gibi tiroit hastası olanların haftada bir defadan fazla yememesi gerekiyormuş ! 
                                            
                                                        Sevgiyle kalın...













                                                        Bereketi Bol Olsun...

                              Alabaş hakkında bir çok bilgi var. 
Ülkemizde henüz yeteri kadar bilinmeyen alabaş, içerdiği vitamin ve minerallerle; astım, kanser, katarakt, yüksek tansiyon, böbrek taşı, sinir sistemi hastalıkları ve felce iyi geliyor.
Bol lifli bir yapıya sahip olan alabaş; A, B1, B2, B3, B6 ve C vitaminleri yönünden oldukça zengindir. Ayrıca bol miktarda selenyum, demir, fosfor, kalsiyum, sodyum ve potasyum içermektedir. 
Faydaları 
İnsan sağlığı açısından çok önemli etkilere sahip olan alabaşın faydalarını sayacak olursak özetle şunları söyleyebiliriz: 
* Aynı familyadaki diğer sebzeler gibi, bedenin bazı kanser hastalıklarına yakalanma riskini en aza indirir: Bu kanser türleri arasında akciğer ve kalınbağırsak kanserleri sayılabilir. 
* İçeriğindeki antioksidan maddelerle kalp hastalığına yakalanma, felç geçirme ve katarakt illetine tutulma risklerini de önemli ölçülerde azaltır. 
* İçerdiği yüksek oranda demir ve folik asidiyle, kansızlığı ve ayrıca hamile kadınların spina bifida (omurganın bir yanının açık olması) hastalığı taşıyan çocuk doğurma rizikosunu en aza indirir. 
* Bol miktarda potasyum ihtiva ettiği için, yüksek tansiyonu düşürür. 
* Ayrıca, böbrek ve safra kesesinden taş düşürmede, ses kısıklığında, bademcik enfeksiyonunda, romatizma rahatsızlıklarının hafifletilmesinde ve emzikli kadınlarda süt gelişini artırmada yararlıdır. Ayrıca sıkılarak elde edilmiş alabaş suyu, öksürüğe ve bronşite iyi gelir. 

Avrupa’da çok tüketiliyor 
Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Baklaya, Orta ve Kuzey Avrupa ile Amerika’da yaygın olarak yetiştirilen alabaşın, Türkiye’de, özellikle Karadeniz ve Marmara bölgelerinde de başarı ile üretildiğini belirtiyor. 
Dengeli beslenme için ideal olması sebebiyle İngiltere, Almanya, Belçika ve Hollanda’da bolca tüketilen alabaşın yaprakları salata şeklinde, yumrusu ise çiğ veya pişirilerek, ya da konservesi yapılarak yeniyor. 
Şekli ve tadı biraz şalgama, biraz da turba benzeyen alabaşın yumruları genellikle açık yeşil ve eflatun renginde oluyor. Yumruların büyüklüğü ise 300 gram ile 1 kg arasında değişiyor. Ekildikten sonra, ortalama 45 ile 65 gün arasında hasat edilecek büyüklüğe ulaşan alabaştan, dekar başına 4-8 ton verim alınabiliyor. 
Dikkat: Turpgiller familyasındaki diğer sebzeler gibi, alabaş da bedenin iyot emilimini azaltabiliyor. Haftada 3-4 kezden daha sık yiyen kişilerin, iyotça zengin besinler ve iyotlu tuz almalarında yarar vardır. Özellikle içme suyunun az iyot içerdiği yörelerde bu durum dikkate alınmalıdır. 




14 Mayıs 2014 Çarşamba

SOMA

                         



                                      



   ELBİSTAN ‘ lı DODURGA, MENTEŞ ' lerden yola çıkmış, SOMA'dan ÇELTEK almış, BEYPAZARI ‘ nda TUNÇBİLEK 'leriyle linyit satmış.

    Dün kaza haberini ilk duyduğumda yıllar önce kızımın Sosyal Bilgiler dersinde linyit kömürü çıkarılan yerleri öğrenirken, uydurduğumuz tekerleme geldi hatırıma. Keşke gelen  haberlerin sonucu da bu tekerleme gibi yüzümüzü güldürseydi. Tüm Rahmete kavuşmuş işçi kardeşlerimize Cennetin en güzel yerinde olmalarını diliyorum. 
                                                                                        
                                                                                                                                                           Resim kaynak:                                                                      
          Antoloji.com | Facebook
                           




                                                                                         
                                                                                          



11 Mayıs 2014 Pazar

Bir Annenin Görevi...

   




         Yine mi ? Yeniden mi? Yoksa kaldığı yerden mi? İşte öyle bir şeyler…
   Şükürler olsun ki Yüce Yaradanım bize tevekkül inancını vermiş de her zaman Rabbime sığınıp devam ediyoruz.

   “ Bir annenin görevi çocuğuna destek olmak değil, desteksiz ayakta durabilmeyi öğretmektir. ”
                                                                              Dr. Aytül Çorapçıoğlu Özdemir
   Çocuk bakımı, yetiştirilmesi üzerine çok hikaye dinledim, çok yazı okudum, çok düşündüm ama hiç biri beni bu kadar etkilemedi, bu kadar anlamlı gelmedi.
    Bir yıl kadar önceydi; TRT’nin sabah programında söylemişti  dr. Aytül Çorapçıoğlu Özdemir hanım, kendine mi ait, bir alıntı mı bilmiyorum. Hemen kalkıp yemek masamın olduğu duvardaki masamdan büyük aynaya, çıkmaz kalemle yazdım. Her silindiğinde tekrar yazdım.
    Bu söz benim için ; yapmak istediklerim, yapmaya çalıştıklarım, bir türlü adını koyamadığımdı. Şimdi adı da var, aynada yazısı da var.
“ Bir annenin görevi çocuğuna destek olmak değil, desteksiz ayakta durabilmeyi öğretmektir. ”
   Bu söz üzerine sayfalarca yazı yazabilirim, ama yazmayacağım. Daha önce okumayanlar okusun, anladığı gibi anlasın, yorumladığı gibi yorumlasın diye...

   Anne olmayı, anne olmanın sevincini, değerini bilenlerin anneler gününü kutluyorum.
  Anneliğini; kucağındaki, yanında ki  yavrusunu değil de, gönlündeki yavrusunu seven, öpen, koklayan,  bir türlü sahip olamadığı ama bir türlü de aklından, gönlünden ayıramadığı yavrularının hasreti yaşayan,  henüz anne olamamış annelerin de anneler gününü,( yıllarca evlat hasreti ile yaşamış biri olarak ) kutluyorum.

  Unutmamak gerekir ki;
 “Göklerin ve yerin egemenliği Allah'a aittir. O dilediğini yaratır; dilediğine kız çocukları bahşeder, dilediğine de erkek çocukları bahşeder. Yahut erkek ve kız çocuklarını birlikte verir. Dilediğini de çocuksuz bırakır. Şüphesiz O her şeyi bilir, her şeye gücü yeter." buyurulur. (Şura, 42/49-50)

                                                Sevgilerimle...







Canım annemin laleleri. İyi ki varsın annem, iyi ki benim annemsin. Anneler günün kutlu olsun, anneler günümüz kutlu olsun, seni çok seviyorum...