21 Temmuz 2014 Pazartesi

Kavun İçeceği


Mübarek günlerin sonuna gelirken, iftar sofralarımıza ya da sonrasına lezzet katacak bir içecek. Yine bizim çok sevdiğimiz bir lezzet diyeceğim,  “ siz de neyi sevmiyorsunuz " diyeceksiniz.
Benim cevabım da burada gerçekten sevmediğimiz tatları paylaşmıyorum olacak :))
 Malzemeler : 4- 5 bardak için,
Yarım kavun
1 limon suyu
2 bardak soğuk su
1 çay bardağı  şeker
Yapılışı:
Buzdolabında soğutulmuş kavunu, robottan geçirip püre haline getiriyoruz. Limon suyu, şeker ve soğuk suyu katarak karıştırıp servis ediyoruz.

Nane veya fesleğen ile süsleyip ferahlatıcı bir koku da katabilirsiniz. Ben birkaç dal fesleğen ve sardunya ( biz Şöret deriz ) , salatalık çiçekleriyle süsledim. 

Hatta  suyunuzu içmeden önce de birkaç yaprak fesleğeni bardağın veya sürahinin içinde biraz bekletirseniz o da hoş oluyor.






















                                                     Bereketi Bol Olsun…














20 Temmuz 2014 Pazar

                                                     
   Açlık Oyunları kitabını bir çoğumuz okuduk veya filmini izledik. Capitol denen yönetim haraçların oluşturduğu yerleşim yerlerindeki halkı yönetiyor ve üzerinde gücünü, sözünü hissettirmek ve unutturmamak  için her yıl ölümüne oyunlar düzenliyordu. Oyunun kurallarını ve oyuncuları kura yolu ile kendisi belirliyor ve tüm dünyaya tv' den izlettiriyordu.
   O kitabı daha ilk okuduğumda aklıma gelen, o gün, bu gün ve dünde gerçekten yaşananlar oldu. 
    Güç, oyun ve oyuncular belli. Değişik zamanlarda değişik yerlerde ve aynı toplumların üzerinde ortaya çıkıyor. Bir farkla; orada haraçlar kazandıklarını, istemeyerek, zorla Capitol'e verip, onu güçlendiriyor, besliyor, devamını sağlıyordu. Oysa gerçek dünyada, haksız gücü, izleyiciler yani biz besliyoruz. Hem de seve seve, isteye isteye, güle oynaya veriyoruz kazandıklarımızı. Sonra da kalkmış, dursun bu vahşet diyoruz. Niye dursun ki? Adamlar dünyanın tüm nimetlerini tatmışlar, paralarını harcayacak yer bulamıyorlar artık. Her yıl yeni acımasız, vahşi ve gerçek oyunlarla hayatlarına renk katıyorlar.
   Her tarafta, Rabbimizin Ya Kahhar ismi ile dua edelim diye çığlıklar kopuyor. Soruyorum ; bunu diyenlerin dolabında kaç çift marka ayakkabı var. Ya da omuzlarından aşağıya marka marka başörtüler salına salına gezen kaç kişi var. Öyle diş macunu almayalım, bilmem ne içmeyelim demekle olacak iş değil bu.
   Alışveriş merkezlerinde, büyük, ünlü markaların kasalarında hele şu indirim günlerinde kuyruklar almış başını gidiyor. İki yüz liralık ayakkabıyı indirimden aldım diye sevinirken, aslında bunun bize herhangi bir şekilde bindirim olarak geri döndüğünü görmedikçe, her çıkan yeni teknolojik ürünlerin peşinden koşmayı bırakmadıkça, eskimeden yeniyi almamayı öğrenmedikçe, yerli üreticiyi desteklemedikçe, bu şımarıklığımız son bulmadıkça daha çok seyirci oluruz. Dua edelimde bir gün oyuncu olmayalım.
   İlk okuldayken öğretmenimin söylediğini aslında her öğretmenin söylediği ama hiçbir öğrencisinin uygulamadığı sözü hiç unutmuyorum. “ yerli malı, yurdun malı, herkes onu kullanmalı.”
   Bunları yazıyorum da biliyorum ki, birkaç gün içerisinde başlayacak destek adına yapılan yorumların yerini, selfie fotoğrafları almaya ve unutulacak gidecek. Ta ki yeni bir oyun başlayana kadar. Unutmayanlar, o acıyı gerçekten yaşayanlar, ınstagramda ya da face de değil, biz değiliz. 

Not:  Çeşitli ülkelerde duyarlı insanların gösterdiği tepkiyi ve din, dil, ırk ayırımı gözetmeksizin çalışan doktorları asla göz ardı edemeyiz. Teşekkürler...





17 Temmuz 2014 Perşembe

Çocuklara Etkinlik - 3


                                                     Bayram Kesesi
Ramazan,  tatil, köy, derken baya bir uzak kaldım. Sabah biraz sizleri ziyaret edeyim dedim, 11’ den beri kalk otur ancak birkaç yorum yazabildim. Şimdi kararlıyım işim bitmeden kalmayacağım buradanJ
   Bu çantayı yıllar önce bir yerden Kızlara Etkinlikler adı altında topladığım işlerin arasına kaydetmişim, yabancı bir blog ama bir türlü bulamadım.
Aslında nereden aldığımızı hep kaydetmemiz gerekiyor ya bazen unutuyoruz işte.
  Çanta olarak geçiyor ama ben küçük hediye kesesi olarak düşündüm. Ayrıca çantalarımızın içinde güzel bir toparlayıcı da olabilir.
   Bayram geliyor, özellikle küçük güzeller için, içine toka, çikolata, küpe yüzük gibi bir şeyler konup, sürpriz yapılabilir. Küçük yakışıklıları da unutmamak gerek. Benim geçtiğimiz kurban bayramında; yakışıklı ve güzel yavrularım için hazırladıklarıma buradan bakabilirsiniz. Bu yılınkiler de bayramdan sonra, sürprizi kaçmasın.

                         




 Ben, bir kumaşı dikerken, kenarları atan bir kumaşsa, böyle hızlıca alevden geçirip kenar atmasını pratik bir şekilde önlüyorum.

 40 * 40 cm ölçülerinde kestiğim iki kumaşı, birleştirerek diktim.  38 * 38 cm.‘ lik bir kare elde ettim.




                         Kırmızı iple ve düğme ile işaretlediğim yerlerden diktim.


İlk başta düğme ile süslemeyi düşünmüştüm ama kumaşıma uymadığı için düğme dikmeyi uygun görmedim, siz isterseniz uygun bir kumaşta kullanabilirsiniz.







                                 Şimdilik içini kumaş ve boncuklarla doldurdum.

                                   İnci boncukla biraz kokoş oldular galiba J)


Şimdi fark ettim de kırmızı ve yeşil renkleri kullansam sanki bir çilek olacakmış.

                                       Sevgiyle kalın güzel arkadaşlarım…

5 Temmuz 2014 Cumartesi

Kremalı Kurabiye ve Çiğdem

                         



                            Hayırlı akşamlar sevgili arkadaşlarım…
Her ne kadar iftar sonrası çay keyfi yapacak kadar uzun bir vakit olmasa da çaysız yapamıyoruz. Yanında da küçük atıştırmalıklar çok iyi gidiyor. Ya da oruç tutamayan yavrularımız için günün her saati elimizin altında bir bardak sütle verilebilecek güzel bir tat. Tarif için teşekkürler Muna hanım.

Malzemeler:
250 gr. Tere yağ veya margarin
2 çay bardağı toz şeker
1 çay bardağı yoğurt
1 çay bardağı sıvı yağ
1 paket kabartma tozu
 1 paket vanilya
Yarısını kakaolu yapmak isterseniz 2 kaşık kakao
5 – 6  bardak un
Yapılışı:
Oda sıcaklığındaki yağ ve şeker karıştırılıp, sırasıyla diğer malzemeler katılıp yumuşak bir hamur yapılır.
İkiye bölünüp bir parçasına kakao katılıp yoğrulur. Her iki parça da ayrı ayrı yarım santimetre kalınlığında açılıp bir bardak yardımı ile yuvarlak parçalar kesilir. 200 derece sıcaklıktaki fırında pembeleşinceye kadar pişirilir.
Kreması için malzemeler:
3 bardak süt
 4 kaşık un
3 kaşık şeker
1 paket vanilya
1 paket toz krem şanti
Yapılışı:
Süt, şeker ve un katılarak muhallebi yapılır, ara ara karıştırılarak soğutulur. Toz krem şanti ve vanilya katılıp 4 – 5 dakika mikserle çırpılıp 2 saat kadar buzdolabında bekletilir.
Hazırlanışı: 
Her bir kurabiye dilimine  dolu dolu birer tatlı kaşığı krema konup, diğeri üzerine kapatılır. Hafifçe sıkılır, çevire çevire hindistan cevizine bulanır.
Not: Servis yapmadan birkaç saat önce, hazırlanırsa yemesi daha keyifli olur, zira hemen yendiğinde ısırırken krema da biraz akma olabiliyor. 









                                                                                                                                                                         



















  Bu da bizim Çiğdem kızımız. Geçen yıllarda, bir yaz akşamında sürpriz olarak hazırlamıştım da yemeye kıyamayınca; bir hafta buzdolabında bozuluncaya kadar beklemişti. Artık yiyeceklerimize isim vermiyoruz, yoksa kişiselleşiyor, aramızda bir bağ oluyor J ve ziyan olup gidiyor.