30 Ağustos 2014 Cumartesi

Doğum Günü

  





          İyi ki doğdun Cansuyum iyi ki benim kızım oldun. Mutlu yıllar yavrum…
   Küçük kızımın bu gün doğum günü 12 yaşını bitirip 13 yaşına giriyor. Böyle özel bir günde doğması sebebiyle ayrıca doğum günleri daha bir güzel oluyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da ona şaka yollu takılıyorum  "Bak kızım doğum gününde havai fişekler patlıyor, her kez kutlama yapıyor."
   Son günlerde ailece oldukça yoğun günler geçiriyoruz. İki gün önceden kutladığımız doğum günü iyi geldi bize. Dün de Cansuyumun takip altında olan benini kontrol için gittiğimiz halde doktorun isteği ile aldırıp geldik. Babaannemizi maling melanomdan kaybettiğimiz için çocuklarımın, eşimin, eşimin kardeşi ve oğlunun benleri sürekli takip altında ve riskli görülenler alınıyor.
                   












   
                                                   
                                                     Kadayıf mantısı…


   Refikanın tarifi. Çok detaylı tarifler giremeyeceğim bu gün, kısaca yazacak olursam; köfteler fındık büyüklüğünde yuvarlanıp, küçük kadayıf parçaları ile sarılıp, pişirilir, sarımsaklı yoğurt ve kırmızı biberli sos ile servis yapılır. Ben burada unutmuşum yoğurtlu soslu halini fotoğraflamayı.







Dondurma Külahında Kek 

 Normal kek hamurunu külahlara üstten iki santimetre boşluk kalana kadar doldurup pişiriyoruz ve soğuyunca krema ile süslüyoruz.








Kaşıkta Çilekli Puding

Birkaç ay önce yine bir doğum günü ikramlıkları arasında görmüş ve çok beğenmiştim, ben de güzelim için hazırladım.




                                               Meyve suyu şişelerimiz nasıl olmuş?









                Canım kardeşimin eşi, güzel gelinim Havva’nın hazırladığı cup cakeler…













                                          Güzel  ülkemin Zafer Bayramı kutlu olsun…


                                                        Sevgiyle Kalın.... 






























13 Ağustos 2014 Çarşamba

Tabure Kaplama






   Bu küçük motifleri birkaç ay önceki bazı paylaşımlarımda burada ve burada görmüşsünüzdür. Öreli baya oldu ama ancak paylaşabildim. Güzellerimin odasındaki tabureyi kapladım. Motiflerimi taburenin üzerinin deri olması sebebiyle minder şeklinde değil de kaplama biçiminde yerleştirdim.

  Burada kullandığım iplerin tutarı en fazla 50 kuruştur. Yüncüye gittiğimde kapının önünde ve yerde bulunan yün dolu bir sepet gördüm. Sordum:” Sararak sattığım iplerden kalanlar.” Diye bir cevap aldım. Küçük küçük fakat rengârenk yumaklar vardı. Bende bir poşet, çeşit çeşit ip seçtim. Toplam 4,5 Tl ödedim. Minik minik artan yünler olduğu için çok ucuza veriyordu. Taburemizi kaplamak için de işte bu iplerden bir kaç küçük yumak kullandım. Eğer bu örgüm için dört renk normal yumaklardan alsaydım 15 TL civarında para ödeyecektim. Ve artan ipler yine tek başına bir işe yaramayacaktı. Böyle küçük motifli işler için yüncülerin bu küçük yumaklı sepetlerine bakmakta fayda var.




















9 Ağustos 2014 Cumartesi

Ödül, Bayram,Tırmık...


                                                        

                                          Sevgi ve  Dostluk Ödülü.
   Kendisi kıymetli emeklerini görmek, örnek almak için, daha blog açmadan önce sayfalarını  ziyaret ettiğim ve hiçbir zaman blog arkadaşı olup, birbirimizi bu kadar sevebileceğimizi düşünmediğim, birkaç blog arkadaşımdan, Dolunay hanım, sağ olsun bu güzel ödülü bana da layık görmüş. O günlerde ve sonrasında bir türlü paylaşamadım, geçte olsa ben de bu güzelliği tüm arkadaşlarıma hediye ediyorum.
 Bu özel ödüle Sevgi ve Dostluk Ödülü adını verdim. Ödül verdiğim arkadaşlar da eğer isterlerse, istedikleri arkadaşlara verirlerse bu ödülü, çok arkadaşımız almış olur.

Böylece çok sayıda arkadaşımız sevinir, bir çok arkadaşımız da birbirini tanımış olur, yeni arkadaşlıklar kurulur, yeni arkadaşlarımız da seslerini duyurmuş olur.
Diyerek bu güzelliğin paylaşımını başlatan Sade ve Derin’e teşekkürler.
   Ve söylemeden geçemeyeceğim, blog sahibi olmanın en güzel yanı; tanımadan birbirinin emeklerine kıymet vermek, sabah kalktığında acaba arkadaşlarım bu gün ne paylaşmış diye merak etmek, kıskançlığın hiç yaşanmadığı, saygının en üst seviyede olduğu bir dünya gibi geliyor bana. İyi ki bu bloğu açmışım iyi ki sizler gibi arkadaşlarım var.
                                          
                                                     Bayram Keseleri
Bayram keselerimi biliyorsunuz da olmadı istediğim gibi. Burada paylaşmıştım yapmak istediğim kese modelini. Ancak on bir tane keseyi elde dikmek, sonradan  biraz zor geldi doğrusu. Başka bir modelim vardı onu da aldığım parça kumaşı yıkayıp kullanmak isteyince kumaş sertlik özelliğini kaybetti ve istediğim şekli veremedim. Son dakikada kızlar  “anne kağıtla yapalım “ deyince işte sonuç. Bu kadar zaman geçmişken bayramınızı da kutlasam, olur mu ? Ne kadar istesem de zaman ayıramıyorum bu aralar paylaşımlarıma. Hayırlısı bakalım.
                                                    












                                                
                                                     Kural kuraldır…
      Kızlarıma hiçbir zaman bilmediğimiz bir hayvana dokunmalarına izin vermedim, hatta birkaç gün öncesinde sokaktaki kediyi öyle seven öyle seven bir hanım vardı ki şaşkınla baktım. Bu demek değil ki sokaktaki hayvanları sevmiyorum. Tabi ki seviyorum ama dokunmadan. Biliyorum kendimi çünkü herhangi bir durumda aşısı var mıydı? Sağlıklı mıydı ? kurup duracağım. Bilmiyoruz çünkü hangi şartlarda yaşadığını, keşke imkan olsa hepsi uygun bir yere toplanıp, aç susuz kalmadan, iteklenmeden, ezilmeden, temizliklerinin, beslenmelerinin, aşılarının, ilaçlarının zamanında yapıldığı, rahatlıkla sevilip, çocuklara da hayvanları sevdirmenin, onlara dokundurmanın, kucaklarına almalarının özgürlüğünü yaşatabilecek güvenilir bir yer olsa. Tabi ki bir çok yerde bunlar var ama oraya gidip, ortamı görüp gönül rahatlığıyla dönülebiliyorsa ne mutlu.
   Her neyse dün yine her kedi gördüklerinde olduğu gibi, birkaç gündür apartmanımızın önünde annesiyle birlikte yaşayan yavruyu sevmek istedi kızlarım. Tamam dedim, dedim de doymuyorlar, biri alıyor biri bırakıyor, hayvancağız sıkıldı, hoop Ebruma iki tırmık. Tabi kanadı da, hatta bu gün bile arada kan çıkıyor. Küçük ama derin bir tırmık olmuş sanırım. Hemen yukarı çıktık, sabunla iyice yıkadı. Bir yerlerden aklımda kalmış, bir hayvan ısırdığında ya da tırmaladığında ilk önce mutlaka bol sabun ve su ile yıkanmalıymış.
   Kedi tırmığı yıkanınca temizlendi deyip önemsemedim ama söylenmedim dersem yalan olur.  Arkadaşı da benimde başıma geldi aşı oldum, kedilerin tırnaklarından salya yoluyla kuduz mikrobu bulaşabilirmiş dediğinde, yok canım burada kuduz yoktur diye rahatlamaya çalıştım. Küçük sokak hayvanlarına fare ısırığı yoluyla kuduz bulaşabiliyormuş, illa köpeğin yada başka bir kedinin ısırmasına gerek yokmuş ve her ihtimal göz ardı edilmemeliymiş diye okuyunca, sabahına da evinde de kedi bakan, tam bir kedi tutkunu komşum “ ay o kedi beni de tırmaladı, ben aşı oluyorum, “ deyince ve anne kedi kalıp yavru ortadan kaybolunca soluğu Haseki hastanesinde aldık. Doktor,  kan çıkmış yapalım aşısını dedi ve bu gün aşı takvimine başladık.

   Ve bir kez daha anladım ki çocuk büyütürken; kural kuraldır, hiçbir yalvarma kuralları bozmaya değmez.