30 Haziran 2014 Pazartesi

Reyhan Şerbeti



Allah 'ım Senin rızan için oruç tuttum, Sana inandım,
Sana güvendim. Senin rızkınla orucumu açtım.
Ey, bağışlaması bol olan Rabb 'im ; beni, ailemi, milletimi,
devletimi ve insanları koru. Rahmetini, yardımını
esirgeme, ailemizden, ülkemizden. Bizlere yaşama sevincini ver.
Her türlü güçlüğe karşı dayanma gücü ver.
Senin her şeye gücün yeter. Amin. 
                                                                                                     İmsakiyeden...

























   Bu mübarek günlerde çok iyi bir serinletici içecek, diye düşünüyorum. Bizim evde çok seviliyor. İçildikten sonra ağızda bıraktığı tat, ferahlık ve o müthiş fesleğen kokusu dayanılmaz güzel.


Bir Cahide Hanım tarifi. Kesinlikle tavsiye ederim.
Malzemeler:
1 demet reyhan
8 bardak kaynamış sıcak su
7 kaşık şeker
1 silme yemek kaşığı limon tuzu ( ekşisini az sevenler yarım kaşık koyabilir.)
Yarım limon kabuğu
Yapılışı:
İyice yıkanan reyhanlar, birkaç parçaya bölünerek sürahiye yada geniş bir kaba konur. Üzerine önce şeker, sonra sıcak su konur. Şeker eriyince limon tuzu ve limon kabuğu katılıp bir karıştırılır ve o pespembe renk elde edilir. Oda sıcaklığına gelince, süzülüp buzdolabında soğutulur.






                               Reyhanı alırken mutlaka renginin mor olanları seçilmeli.









              Rengi burada biraz kırmızı gibi görünse de gerçekte şeker pembe renginde.

















                                                      Bereketi bol osun…
  





27 Haziran 2014 Cuma

Panayır Şekeri

                                Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla,

Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah'ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir.                                                                                      Bakara( 2) 1
 Kaynak: http://www.mumsema.com/ramazan-ve-orucun-fazileti/20706-orucla-ilgili-ayetler-ve-hadisler.html                         



                                                                                                                                                        


 

                                                   Panayır Şekeri
   Hatırladınız mı?
  Çocukluğumuzda biz ne çok severdik. Daha panayır günü gelmeden, başlardık arkadaşlarımızla hayalini kurmaya; sen ne alacaksın? Kaçıncı günü gideceksin?
İlk günü gidilmek istenmezdi, daha yeni kuruluyor diye, son günü de gidilmek istenmezdi toplanmaya başlanır diye. En iyisi ikinci gündü. Yine de ilk gün giden çok olurdu. Biz hep ikinci günü. Gelmek bilmezdi o ikinci gün. Şimdi bir çok çocuğun bilmediği bir duygu sabır. Aylarca beklerdik, hatta tam bir yıl boyunca beklerdik o bir gün için. Panayır kurulsun, panayır şekeri alalım, panayır yüzüğü alalım, luna parkına gidelim. Genç kızlar düğünlerde çalmak için iyisinden toprak darbuka alsınlar. Eskiden topraktan vardı rengarenk, kırmızı mavi süslü süslü. Erkek çocukları da çakı almanın hevesinde.
    Panayır dönüşü çeşme başı muhabbetleri.  Bu gün gibi gözümün önünde. Ne mutlu olurduk, ne mutlu konuşurduk, aldıklarımızı, alamadıklarımızı, gördüklerimizi anlata anlata bitiremezdik. Daha da küçükken, boynumuza taktığımız panayır şekerlerini kıyamaya kıyamaya yerdik. “Çocuk ve şeker” herhalde bir çocuğa verilebilecek en güzel hediye. Hele de yıllar yıllar  önce.

 Bir önceki yayınımda paylaşmıştım, bir kültürümüzü hatırlatacağım diye.
   Panayırı; çocukluğu küçük yerlerde ve köylerde geçmiş, yaşı  otuz beşin üzerinde olan herkes biliyordur. Panayır şekeri ise benim bildiğim kadarı ile Trakya ‘ da var. Başka yerlerde de varsa bilmek isterim doğrusu.
   Şimdi yok panayırlar eskiden olduğu gibi. Ben en son sanırım 91 yılında gitmiştim. Bizim ilçemizde birkaç dağınık tezgahla kurulan son panayırdı. Çocukluğumdaki halinden çok uzak, yıllarca aradan sonra kurulmuş ve ilgi görememiş son panayır.
 Geçtiğimiz eylülde annem ve babam araştırdılar; Edirne Pehlivan köyde hala bir panayır kurulduğunu öğrenip, gittiler.
   Ve bu panayır şekerlerini bulmuşlar. Zaten giderken de babam “size panayır şekeri bulup,  almak istiyorum” demişti. Ta kendi çocukluğundan kalan, 55- 60 yıl öncesinden kalan şekerleri. Vizeli bir şekerci kalmış yapan .Bilenler bilir, o kadar eski yani şekerlerimiz. Ben her ne kadar modern hayatın içinde yaşamayı sevsem de, eskilerden, geleneklerden bir türlü kopamıyorum. Seviyorum, geçmişe götüren, anıları canlandıran küçük hatıralıkları…










     
Peki ya delik parayı hatırladınız mı ? Eskiler deyince aklıma geldi, çıkarıp onu da bir fotoğraflamak istedim. Mutlaka kullananlar vardır. 48 ve 49 yıllarına aitler.















                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                               



    Dün 41 yaşımı bitirip 42 yaşıma bastığım doğum günümdü. Rabbime sonsuz şükürler olsun yaşattığı her gün ve verdiği her nimeti için. İyi ki doğmuşum, iyi ki ben olmuşum. Çok güzel bir doğum günü geçirdim. Canım kardeşim Oktayım ve güzel gelinim Havvam, bir sürü hediyenin yanında bu pastayı da getirmişlerdi. Güzellerim de çok güzel bir pasta hazırlamıştı annelerine, bu akşam da onu keseceğiz nasip olursa. Anlayacağınız yaş büyüdükçe kutlamalar da artıyor.

Hayırlı bir Ramazan geçirmeyi diliyorum, Rabbim ibadetlerimizi kabul etsin ve bizlere kolaylık göstersin, inşeALLAH amin. Hayırlı Cumalar...

                                             Sevgiyle Kalın...

14 Haziran 2014 Cumartesi

GÜZELLİK

   



                                                  GÜZELLİK
   Ben bunu çoook sevdim. Hem de çok.  Adının bir milyoncu olduğu ama adından başka hiçbir şeyin bir milyon olmadığı ( tabi ki eski para tabiri ile ) kendi deyimleri ile alışveriş merkezi olan, her kalitede çeşit çeşit ürünün bulunduğu bir mağazanın önünde gördüm bu güzelliği. İki tane yan yana duruyordu, bir tanesi beni al beni al diye baktı bana. Hiç oralı olmadım geçtim gittim. Evimiz küçük olduğu için, bir süs eşyası alınca ya da yapınca mutlaka başka bir tanesine dolapta yer bulmak zorunda kalıyorum. O nedenle de çok çok beğendiğim bir şey olmadığı sürece almıyorum. Ama bu küçük kuş " beni al beni al " diye aklıma girdi.  Ertesi gün Güzellerime gösterdim, onlar da çok beğenince güzelliğimiz evimize güzellik katmaya geldi.










On yıl kadar önce çok severek aldığım narlarım, bir kaç taş, köye en son gittiğimde getirdiğim bir odun parçası, mumlarım ve ufak tefek süslerimle süsledim, küçük kuşumun yuvasını. 






















                                               sandıktan çiçekliğimle köşe kapmaca oynuyorlar şimdilik...


                               








Yarın nasip olursa köyümüze gidiyoruz. Eşim de izin aldı, ve yine nasip olursa iki hafta kadar köydeyiz.





   Yaşı otuz beşin altında olanların pek bilemeyeceği bir kültürümüzü, geldiğimizde hatırlatacağım, inşeAllah. Küçük bir hatıra avuçlarımda. Çocukken ne çok severdik biz. Bilenler çok şaşıracak, yıllar var ki görmediğinize eminim. Daha çok Trakyalıların bildiği bir şey diye düşünüyorum... Biraz merak ettireyim sizi güzel arkadaşlarım. Hepinizi çok seviyorum ve güzel bir tatil diliyorum. Allah’ıma emanet olalım, selamlarımla. 

                                                    Sevgiyle Kalın...

Canım babamın, sevgili eşimin, canım kardeşlerimin ve yaşayan yaşamayan, baba olan olamayan. babalığı hak etmiş, tüm babaların, babalar gününü kutluyorum.

12 Haziran 2014 Perşembe

Arap Dudağı ve Limonata

  MÜBAREK BERAT GECEMİZİ KUTLAR, TÜM DUALARIMIZIN KABUL OLMASINI DİLERİM, AMİN...



 Sıcaklar yavaş yavaş başlarken biraz serinlik iyi gelir diye yazın vazgeçilmez içeceği limonata ve yanında kek harika oldu.
  Kızlarım, evde yapılabilecek her türlü soğuk içeceği çok seviyorlar. İlk başta da galiba limonata var. Meyvelerin çeşit çeşit bollaşıp yazın bereketini getirmesiyle diğer tariflerime de ara ara yer veririm nasip olursa.
Limonata:
2 adet limon
1, 5 bardak şeker
2 litre soğuk su




Siz nasıl yapıyorsunuz bilmiyorum ama ben, portakal ve limonun kabuğunu kullanacağım bir durum olduğunda, sadece bu iş için ayırdığım bir bulaşık teli ile ova ova yıkıyorum. Hatta elmaları da kabuğu ile yenecekse bu şekilde yıkıyorum.




                                                             Şeker ve limonu robottan geçirip, 




                            iki bardak kadar su koyup beş dakika bekletiyorum.





                                 Kalan suyu katıp, s
üzgeçten süzerek karıştırıyorum.





kızlarım için süslendi bardaklarımız



Kek
3 yumurta
2 bardak şeker
1 bardak sıvı yağ
1 bardak yoğurt
 2 paket kakao (25gr*2)
2 , 5 bardak un
1 paket kabartma tozu
 1 paket vanilya
Yapılışı:
Yumurta ve şeker beş dakika boyunca iyice çırpılır, sırasıyla bütün sıvı malzemeler ve kakao katılarak karıştırılır ve karışımdan bir bardak ayrılıp buzdolabına konur.
Un ve kabartma tozu, vanilya elenerek katılıp, sıvı malzeme ile karıştırılır ve 200 derece sıcaklıktaki fırında pişirilir.
Fırından çıkarır çıkarmaz üzerine hızlıca bıçakla delikler açılıp, bir bardak ayrılan karışım üzerine dökülür.
Sıcak sıcak servis yapılır.






                          Biz bu keki; vişne reçeli ile birlikte yemeyi çok seviyoruz.










                                                   Bereketi Bol Olsun…

6 Haziran 2014 Cuma

Sandığın Yolculuğu

                                               
                    
                                          

                                             Sandığın Yolculuğu

   Birkaç ay önce bir manavdan almıştım bu güzel sandığı.  Bir yere gidiyordum ve dönüşte o yoldan geçmeyeceğim için aldım elime yaklaşık iki kilometre kadar da taşıdım. Ayağımda topuklu ayakkabı, kolumda çanta elimde sandık… Düşününce komik geliyor ama be onu o kadar çok sevdim ki yol boyunca ne yapabilirim diye düşündüm. Birkaç fikirden sonra balkona koydum kalıverdi orada. 
   Bu gün yarın derken bir türlü değerlendiremedim. Dün sevgili arkadaşımız Emel' in bloğunda all good things sandıktan kahve sehpasını görünce o kadar çok beğendim ki bu gün kendimce bir sehpa hazırladım. Aslında çiçeklik gibi bir şey oldu çünkü  sandığım sehpa için biraz alçak kaldı. Güzellerim de eşim de çok beğenince, şimdilik benim fikirlerim rafa kalktı. Ya da başka bir sandığa kaldı…
































Güzel fikrin için teşekkürler Emelciğim...

Hayırlı Cumalar.
 Sevgiyle kalın...