26 Kasım 2014 Çarşamba

Geri Dönüşüm



                                                            Kurabiye Kutusu
   Biliyorum son zamanlarda sıklıkla geri dönüşüm karşınıza çıkmaya başladı sayfamı açtığınızda ama ben bunu çok seviyorum. Nedense hobi dendiğinde de ilk aklıma gelen bu işler oluyor.
    Bu kutuları da kağıttan kaplanmış olarak yabancı bir blogta görmüştüm. Ben daha sıcak olacağını düşündüğüm için kumaşla kaplamayı tercih ettim.
   Hazırladığım bu kutulardan siz de yaparak; sevdiklerinizi ziyarete giderken benim gibi kurabiyelerle doldurup, ikram edebilirsiniz.  İçine makyaj temizleme pamuklarınızı, ya da yazın dalından toplanmış, tazecik mis kokulu ıhlamurlarınızı veya yavrularınızın tokalarını koyabilirsiniz. Kim bilir belki de kuzucuklara bayram hediyelikleri bile konabilir. Benim aklıma şimdilik bunlar geldi. Fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim.






































                                                           Sevgiyle Kalın...

23 Kasım 2014 Pazar

YILDIZ


                       


Bazen

Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan, 
Güneş kucağındadır, bilemezsin. 
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür, 
Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın. 
Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın. 
Uçar gider, koşsan da tutamazsın...

                                                         William Shakespeare







































Farkına varmamız, kendi değerimizin, sevdiklerimizin, elimizdekilerin farkına varmamız ve şükür etmeyi unutmamamız dileğiyle sevgiyle kalın…



19 Kasım 2014 Çarşamba

GERİ DÖNÜŞÜM KASA





KASALARIN KARDEŞLİĞİ

   Seccadelerimiz için hazırlamıştım ilk önce bu kasayı. Birkaç gün öyle de kullandık. Sonra gözüme çiçeklerim ilişti. Kalan çeklerim desem daha doğru olur. İyi ki bu güzeller mutfaktaydı. 
   Geçen gün balkonu toparlarken 8 – 10 saksı çiçeği kimini saksısıyla beraber, kimini çıkararak attım. O güzelim  çiçekleri ve porselen saksıları atarken eşim “biliyorum, bunları bana tekrar aldıracaksın, “ diyerek uyarsa da bir anda gözüm döndü.  Balkon küçük, kızların büyük kitaplığı orada.  e.. çamaşırları da orada kurutuyorum, bir de saksı saksı çiçekler, üstüne bir de asma.  Birden ne varsa attım elimin altından ama şimdiden özlemeye başladım çiçeklerimi. Yakında doldururum biliyorum. “Eşimde ben sana dememiş miydim? “der haklı olarak.




Kasayı ilk önce güzelce zımparaladım, ve sprey boya vardı onunla boyamaya çalıştım. Baktım birkaç kat uğraşmak gerekecek tek katta bıraktım . Açıkçası bu rengi de daha çok hoşuma gitti. Tekerlek taktım ve çuval kumaşı ile kapladım.  


    Yıldızımı biliyorsunuz, geçen yayınımda paylaşmıştım. Eve birer birer yerleşmeye başladılar. Ben onları çok sevdim.


       ÖCEV ‘ i eski bir tişörtün üzerindeki yazıdan kestiğim harflerden oluşturdum.                                                                    Özlem-Cansu-Ebru-Vedat yani biz...


















BİR KASA DURU ALABİLİR MİYİM LÜTFEN ?


   Bir böyle bakalım kasamıza , içine en çok halasının DURU’ su yakışmamış mı?
Kuzum geldiğinde seccadeler vardı içinde, kendiliğinden giriverdi . Küçük halası Cansuyum da gezdirdi de gezdirdi.  

                                                                     Sevgiyle Kalın...

13 Kasım 2014 Perşembe

Kuru Meyveli Elma Dilimleri









    İsim bulamadım bu meyve sunumuma. En uygunu bu gibi geldi. Bir yerde aralara sıkıştırılmış bir fotoğrafta görmüştüm. Üzerinde fıstık ezmesi, ceviz ve çikolata olduğunu düşündüğüm bir şeyler vardı. Bir şeyler vardı diyorum çünkü, ne bir tarif ne bir anlatım. Sadece bir küçük bir fotoğraf . 



    Fikir çok hoşuma gitti. Ben de evde üzerine koyabileceğim uygun ne varsa onları koydum. Biraz süsledim ve sonucu çok beğendim. 
   Bu arada yıldızımı gördünüz mü ? Derya Baykal 'ın programında gördüm ve çok beğendim. İki gündür fırsat buldukça örüyorum , paylaşırım sonucu nasip olursa bir kaç güne...



Üzerine koyduğunuz her ne olursa stık ezmesinin üzerine  hafifçe bastırın ki  yapışsın, yerken düşmesin.










     Hani şöyle gecenin  bir saati olur tam yatacaksınız, aklınıza tatlı bir şeyler düşer. Bakarsınız, gerçek bir tatlı yeseniz geç olmuş, meyve yeseniz “ of!..  şimdi kesmez” dersiniz boş verip yatarsınız aklınızda kalarak. İşte tam öyle zamanlar için diyebilirim. Ne tatlı ne meyve … İkisi arası ama ne ağır ne hafif. Tam tadında .

                                                Bereketi Bol Olsun…




3 Kasım 2014 Pazartesi

Selanik Tatlısı ve Kasımpatı




                                                                 Sonbaharın Güzellikleri

      Gerek dökülen yapraklarıyla ,  gerek yağmuruyla , gerek serinliğiyle en çok da kasımpatı çiçekleriyle son baharı çok çok severim.
    Sonbaharın güzelliklerindendir kasımpatılar. Doğanın sararıp solmasına, uykuya çekilmesine inat kasımpatının rengarenk açılıp,  güzellik katması, aslında her zaman yeni başlangıçların olduğunu  hissettirir.
   Biz bu çiçeği her ne kadar hüzünle bağdaştırsak da doğu ülkelerinde iyimserlik, neşe, uzun ömür ve mutluluk anlamını taşır.
  Özellikle, Çin ‘ de, Kore ‘ de ve Japonya ‘da efsanelere konu olmuş ve adına özel günler düzenlenirmiş. Hatta Japon İmparatorluk arması 16 yapraklı kasımpatı şeklindeymiş.
   



   Ben, on gün önce iki tane kasımpatı aldım ve mutfağımdaki küçük köşeme yerleştirdim. Evde açsınlar diye tomurcuk olanları seçtim. Sarı olan açtı, pembemiz biraz nazlı çıktı, bekliyorum onun da mutfağıma güzellik katmasını.  



    Bu güzellik sadece 95 kuruş. mutfağınızda, balkonunuzda hatta salonunuzda yer varsa doldurun bu güzelliklerle derim :))


                                                                         SELANİK TATLISI 





     
   Ata 'mızın da sevdiği çiçekler olan kasımpatılarla birlikte yine kendisinin sevdiği söylenilen bir tatlıyı da paylaşmak isterim. Biz Ebrum' la çok sevdik, eşim ve Cansuyum eh işte. Sıcakken yenirse biraz yumurtanın kokusu hissedilip krem karemel tadında oluyor. Soğuduğunda ise tamamen farklı ve çok güzeldi.



Malzemeler ve yapılışı

150 gr. tere yağ oda sıcaklığında ( margarin olmazmış, zira tadını tere yağın verdiği söyleniyor. ) 
1 kahve fincanı pudra şekeri 
6 kahve fincanı un

Önce yağ ve şeker ardından un katılıp iyice yoğrulur. küçük bir borcama bir parmak kalınlığında bastırarak yerleştirilir. 180 derece sıcaklıktaki fırında yaklaşık 30 dakika üzeri pembeleşinceye kadar pişirilir. 

Üzeri içi malzeme ve yapılışı: 

1 kahve fincanı nişasta
 3 kaşık toz şeker 
3 su bardağı süt

Tüm malzemeler katılıp muhallebi yapılır. Soğuyunca 3 adet yumurta sırasıyla katılıp iyice çırpılır. Pişen hamurun üzerine dökülür ve üzeri kızarana kadar 180 derece sıcaklıktaki fırında yaklaşık 10 dakika bekletilir. Fırından çıkarıp, oda sıcaklığına gelince kesilir.

Şerbeti ve sunum:

2,5 su bardağı toz şeker 
2,5 su bardağı su 
1 kaşık limon suyu

    Şerbet yapılır ve ılık haldeyken soğuk tatlı üzerine dökülür. Servisten önce 3 - 4 saat kadar buz dolabında bekletilir.

    
                             


     Dilimledikten sonra ve servisten önce fotoğraf çekmeyi unutmuşum. Yalnız fırında pişerken bir kabarması vardı  görmeniz lazım.

                                                                     

                                                          Sevgiyle Kalın...