nazar için:

Felak Suresi Anlamı: ( Ey Muhammed ! ) De ki: Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedçinin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım.

Nas Suresi Anlamı : ( Ey Muhammed ! ) De ki : Sığınırım ben insanların Rabbine, insanların Melikine (mutlak sahip ve hakimine ), insanların İlahına. O sinsi vesvesenin şerrinden, O ki insanların göğüslerine ( kötü düşünceler ) fısıldar. Gerek cinlerden gerek insanlardan ( olan ) bütün vesvesecilerin şerrinden Allah ‘ a sığınırım.

Peygamber Efendimiz iki kul euzüyü okuyup buyurdu ki; “bu iki sure ile belarlardan, nazardan korunun ! hiç kimse bu iki sure ile korunduğu gibi, başka şeyle korunamaz. “ ( Ebu Davud )

26 Mayıs 2015 Salı

Baş Tacı









   Ah benim eskiciğim sen bilir miydin ki ya da ben bilir miydim ki seni köyden getirirken böyle baş tacı edeceğimi :))
   İçine kardeşimin bahçeyi budarken  burada ayırdığı dalları koyup getirmiş ne yapacaksın o eski kasayı soruları altında birkaç fotoğraf çekimin de kullanır atarım cevabımla getirmiştim köyden gelirken.
Getirdiğimde ise eşimin "evde böcek olacak o kadar eski şeyi niye getiriyorsun "tepkisinden sonra ; yıkayıp temizleyip, duvara asıp böyle düzenlediğimde yandan yandan bakıp hafif gülümsemesiyle çaktırmadan beğenisini gösterip güzel olmuş, çok beğendim demesiyle, ben unutturur muyum o sözleri, unutsa bile hatırlatmaz mıyım. Güzel oldu dimi hayatım. Ay çok güzel oldu yaa. Diye ben de bir övünme ki sormayın. Daha sırada " çok güzel oldu yaa" diye hava yapacağım çok kişi var çok :)))
Aslında dün farklı bir paylaşım yamak niyetindeydim ama bugüne kalınca içimden bu yayını yapmak geldi. Bir haftadır karşısına geçip geçip izliyorum. Asıl benim en çok oturduğum yer o görünen koltuk ama bu köşeyi hazırladığımdan beridir tam karşısında oturuyor neden bilmem kendimi sanki denizin kenarında hissediyorum.



























                                              Renkli olan kırlentleri ben diktim.









Artık bir makinem var…
    Geçen yaz doksan yaşlarında vefat edem komşumuz Hüsniye Hanım Teyzemizin makinesi komşular arasında evlerinde bir türlü yer bulunamayınca; tam da eşime “ben artık makine istiyorum” eşimin de “ tamam araştır bak ne istiyorsan alalım” dediği bir günde, Rahmetli komşumuzun torununun gelip “Özlem abla makineyi istersen sen al “ demesiyle döndü dolaştı bana geldi. Nasıl sevindim nasıl sevindim. Çünkü ben böyle bir makine istiyordum. Daha önce motorlu küçük bir tane kullanmıştım beni çok zorlamıştı yetişemiyordum bir türlü. İstediğim böyleydi ama o kadar para verip alınca da gidip eski almak yerine yenilere bakacaktık. Bu makine tam anlamıyla hayalimdi. Aslında bir sürü eksik parçası vardı çalışıp çalışmadığı bile belli değildi. Ama tam bir eski eşya tutkunu olmam nedeniyle  hiçbir işe yaramasa bile beni mutlu etmeye yetmişti. Ben de evde yer bulamasaydım artık kucağımda taşıyacaktım o kadar çok sevdim yani.
Nerede yer buldun derseniz önce eksiklerini tamamladık ve ilk oturuşta çalıştı. sonrasında ufak tefek sıkıntılar olduysa da  şu an çalışıyor. Yatak odamızda bir dikiş köşesi yaptık. Sizeburada bahsetmiştim tam olarak söylemeden , hatta fotoğraflarda o güne ait :)) Öyle geniş bir alan değil , hatta yatağımın kenarına oturup dikiyorum ama çoook güzel oldu. Bence çok yakıştı. Hele ilk günler gidip gelip bakıyordum.

  Aralık ayında geldi makinem. On tane yastık kılıfı, gördüğünüz iki kırlenti, kardeşime  altı kırlent, bol bol mutfak bezi, kızçeme bir şort, iki ev pijaması vee yatak odama kadife perde şimdilik diktiklerim. Her yer kumaş doldu. aklımda bir sürü işler var, hayırlısı diyorum. 

Evimizde çeşit çeşit ördüğün çetiklerin, hediye ettiğin masa örtülerin ve artık kendi makinenle anılıyorsun teyzem,  Allah seni nurlar içinde yatırsın.

                                                                    Sevgiyle Kalın. 




     Yıldız Ayraç Kaynak: http: //www.goktepeliler.com



22 Mayıs 2015 Cuma

ÖDÜNÇ BLOG

                                                  


                   





     Ben Cansu.  Bugün annemin bloğunu ve mutfağını ele geçirdim. Okuldan dönerken anneme çok yorulduğumu ve değişik bir şeyler yapmak istediğimi söyledim. Annem de akşam çayın yanına tatlı yapabileceğimi söyledi. Başladım aklımdan tatlıları saymaya onu mu yapsam bunu mu yapsam…  En sonunda karar verdim bu tatlıyı yapmaya. ( galiba annemin yazılarını okuya okuya bende devrik cümle kurmaya başladım :) )   yemek yapmak bana küçüklüğümden beri hep çok zevkli gelmiştir. Hele annem ve ablamla yapıyorsan sormayın zaten. 
     Aslında bugün tatlımı ablamla yapmak isterdim ama kendisi bana bugün çok yorgun olduğunu  ve bir şey yapmak istemediğini belirtti. Bende bunun üzerine kendim yaptım. Neyse! Ana konumuza dönelim. İşte annem; tatlıma karar verdikten sonra bugün bloğumuza  benim yazı yazabileceğimi ve yapacağım hiçbir şeye karışmayacağını söyledi. Her şeyi ben yapacaktım. Kulağıma hoş geldi ve kabul ettim. Tabi sözde her şeyi ben yapacaktım. Annem  sağ olsun hiiiiiiiiiç karışmadı zaten J kızım mor tabağa muzları koy istersen/ beyaz tabakların birine çikolata diğerine hindistan cevizi koy/ söz daha karışmıycam derkeeeen ocağa dikkat et  dedi/bulaşıkları lavaboyo yığmam üzerine resim çekerken sakın onları alma/pudingi boşaltırken ben yardım edeyim istersen…. Hahahaaaa ne kadar çooooooooooooooooooooooooook seviliyorum yaaaa. Neyse, annem bana sürekli karışıyor diye bende mutfağın kapısını çekip tatlımla baş başa kaldıııım.           
      En zevkli kısım süslemekti bence. Itır çiçeklerimizin yapraklarını , adını bilmediğim kırmızı çiçeği süs olarak ayrıca  yıldız kalıbıyla kestim muzları ve hindistan cevizini de süs olarak kullandım. Aslında resimleri çekmek de çok zevkliydi. Hepsini ben çektimmmm. Ayy şimdi annemin neden saatlerce blogla uğraştığını anladım. Ne zor şeymiş! Nasıl dayanıyorsunuz bu kadar uğraşmaya doğrusu merak ettim.  Hayııır. Tabiki sıkıcı değil ama zor. Neyse çok uzatmıyım ben. Aaa az kalsın unutuyordum. En zevkli kısım olan tarifi vermedim. Hemen yazıyorum. İlk başta normal un yerine nişasta unu kullanarak muhallebi yaptım. Vanilya da kattım. Sonra çikolatalı sos yaptııııım. Sonrada bebek büskivilerini kırdım, muzları minnakça doğradım, damla çikolatayı kattım. Veeeeeeeeee sonuç bu oldu. Çok lezzetli olduğuna dair garanti belgesi bile verebilirim. O derece yani. Çoooooook uzatmadan sizleri yani TEYZELERİMİ çok sevdiğimi söylüyorum ve öpücüklerimi de yolluyorum. Bazen dinlenirken annemle birlikte bloglarınıza bakıyorum.  Yaptıklarınız benimki kadar olmasa da hepsi çok ama çok güzel yani.Umarım beğenirsiniz. Hoşçakalın…. Yani çok isterseniz yorumlara ben cevap verebilirim ama isterseniz yani :)
























20 Mayıs 2015 Çarşamba

Boncuk Dokuma Bileklik











  Biz annem her geldiğinde Eminönü ‘ ne gitmeye çalışırız. İki ay kadar önce geldiğinde de yine bir Eminönü çıkartması yapmıştık. Çıkartma diyorum çünkü gerçekten oraya gidince abartıyoruz. Neyse işte bu dokuma tezgahlarından aldık bir tane, gitmeden önce de niyetimizde vardı zaten. Alalım bir tane yaza köyde herkes kızlarına sırayla yapar dedik. Boncukları da dizi dizi renk renk seçtik aldık. Tam çıkacağız, gelinimiz Aynur aradı. Ne yaptınız diye bol bol boncuk bir de tezgah aldık dememizle beraber; "bir tezgah hangimize yeter,birbirimizi mi bekleyeceğiz ?" dedi ve çok haklıydı. Biz iki kız kardeş, iki gelin ve hepimizden yetenekli annem beş kişiyiz, yedi tane de çeşit çeşit bileklik bekleyen kızımız. Döndük hemen, annem sağ olsun dört tane daha aldı. Üstüne biraz daha boncuk. Şimdi hepimizin tezgahı var. Onlar çeşit çeşit yapıp takıyorlar kızçelerine. Ben biraz yavaş gidiyorum. Bunda hem kızlarımın da yapmak isteyip, başladıkları bileklikleri derslerinden dolayı tamamlayamadıkları için tezgahın dolu kalması hem de benim aynı işleri birkaç defa yapmaktan çok çabuk sıkılmam etkili.

  
                                     
                                           
   

                               

 
Ebrumun başladığı bileklik.

 Benim izlediğim videodaki yapım çok zordu. Hatta kızçelerime siz model seçin her kıyafetinize göre renk renk yapacağım diyen ben ben ilk bileklikte vazgeçmiştim. Ancak Aynur’ un öğrendiği yöntemle modeline göre en fazla iki- üç saatte bitiyor bir bileklik. İsteyen olursa daha sonraki paylaşımlarımda ayrıntılı olarak yapımını gösterebilirim.










 Kancalarını ve bağlama şeklimizi hiç sevmedim. İplerini göstermeyenlerden  bulamadık. Şimdilik bunlarla yaptık ama bundan sonrakileri yapmak için doğru düzgün aparat bulmayı bekliyorum çünkü bu bağlama şekli ile bütün emeklerimiz zayi oluyor .












                                            Öndeki Aynurumun bana hediyesi.

                       
                                          Cansunun kendisi için dokuduğu bilekliği.



                                       Cansuyumun hafta sonu yaptığı tatil tatlısı. 
                                                           Kolay Parfe
   1 bardak süt ile hazırlanan kremşantiye 2 - 3  kaşık labne peniri, 1 çay bardağı toz şeker ve yarım kase doğranmış çilek ( başka bir meyve de olabilir ) katıp ; kalıplara koyup buzdolabında 5- 6 saat, bizim gibi sabırsızsanız  dondurucuda yarım saat bekletmek yeterli bu güzel lezzet için... 


                        


                                                             Sevgiyle Kalın...


Not: Mavili bilekliklerin örneği Turacapan ig. sayfasından alınmıştır.

15 Mayıs 2015 Cuma

Güzel Gün...



Miraç gecesinde Cenab-ı Hak Hz. Muhammed’in (asm) ümmetine üç hediye bahşetmiştir

1. Bakara Suresinin son iki ayetleri,
Hz. Peygamber “Amenerrasulü” diye başlayan Bakara Suresi’nin son iki ayeti hakkında şöyle buyuruyorlar:
Her kim geceleyin Bakara Suresi’nden bu iki ayeti okursa ona yeter.”
2. Hz. Muhammed’in (asm) ümmetinden şirk koşmayanların affedilip cennete girecekleri müjdesi
3.  Cennetin anahtarı ve mü’minin miracı olan beş vakit namaz


       Bakara Suresi, 285-286. Ayetlerin Mealleri: (Amenerrasulu)
                     
285- Resul Rabbinden indirilene inandı, müminler de. Hepsi Allaha, meleklere, kitaplarına, peygamberlerine iman etti. Onun elçilerinden hiç birini diğerlerinden ayırt etmeyiz. Dediler ki, işittik itaat ettik Rabbimiz bizi bağışlamanı dileriz. Ey rabbimiz dönüş sanadır.
286- Allah kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmez. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kötülükte kendi zararınadır. Rabbimiz unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma!  Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Rabbimiz bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Rabbimizsin. Kafirler toplumuna karşı bize yardım et.!

 Mübarek Mirac Gecemizde Yüce Allah dualarımızı kabul etsin. Amin...

                                                                             







   Bu tatlının tarifini vermeyeceğim zaten artık herkes biliyor ve yapıyor. Tarifini yazmak istediğim ve bu şekilde yapmıyorsanız  mutlaka yapın diyeceğim kısım sosu. Harika oluyor hatta biz her yaptığımda kalanını kahvaltıda reçel gibi yiyoruz..


Çilek Sosu
250 gr. çilek ( bir çorba kasesi kadar )
1 su bardağı su
1 çay bardağı toz şeker

Koyup kaynatıyoruz. Bir iki dakika yeterli ( çok pişerse taze tadı gidiyor)
Hemen daha kaynarken blenderle püre yapıyoruz.
1 yemek kaşığı nişastayı yarım çay bardağı suda eritip, pürenin içine katıyoruz ve bir iki dakika daha kaynatıp ocağı kapatıyoruz. Toplam pişme süresi 6 – 7 dakikayı geçmesin ki çileğin tazeliği hissedilsin.




 Bu kaseleri çok seviyorum. Buzdolabında bekleyen muhallebiler için yapılmış sanki. Hepimizin çok iyi bildiği, neredeyse her sokak başındaki markette tanesi 95 kuruş.













                                                  Önceki Yayından Devam...
   Kitabı okumadan önce; " günlerce etkisinde kaldım, tekrar tekrar okudum, çok çok beğendim,  yakınlarıma da aldım " gibi yorumlar olunca beklentim de haliyle çok yüksekti. Okuduğum  sayfalarda doğrusu bu kadar etkileyecek bir yan bulamamıştım.  Evet bazı cümleler çok güzel ve anlamlı kendini tekrar okutup vay ne anlamlı yazmış dedirtecek kadar etkiliydi ama yine de tam olarak oo dedirtecek bir hikaye bulamamıştım.
   Şimdi ki fikrim de çok öteye gitmemekle beraber güzel bir sondu diyebilirim. 
   Tabi bunlar benim nacizane düşüncelerim. Kitap eleştirmek yada hakkında yorum yapmak hiç haddime değil.  Yanlış bir şey söyler de onca emeğin hakkına girerim diye uzak dururum. Ancak bu kitap son zamanlarda o kadar çok gündemde ve her yerde ki kayıtsız kalamadım. 
   Kitaplarda insanlar gibidir. Siz bir insanı  çok seversiniz, iyi ki tanımışım, harika biri dersiniz; bir başkası “ ayy!  O muu ? “ der. Ya seversiniz ya sevmezsiniz. 
   
Hani denir ya bazen biz ilk birbirimizle tartışmayla, kavgayla tanıştık ya da birbirimizden nefret ederdik gibi sözler duyarız . Bazı büyük aşkların kavgayla başladığı iddia edilir.Ben buna asla inanmam. Onda bile bir beğeni, bir ilgi, bir etkileşim vardır ki kaile alıp kavga edilmiş, söz sarf edilmiş. Yoksa insan gerçekten nefret ettiği birini sonra çok sevemez. O aşktan, o arkadaşlıktan, o komşuluktan adı her neyse ondan hayır gelmez. Belki zorunluluktan kabullenmeler olur, saygı olur ama sevgi olmaz. 
   Kitabı okurken de başlarsınız çok sıkıcı gelir, bırakırsınız. Sonra bir süre geçer yine başlarsanız işte o, sevmediğinizi düşündüğünüz insan gibidir. Sizi etkileyecek , aklınızda kalmasını sağlayacak bir cümle bir kelime olmuş ki yeniden başlıyorsunuz. 
   Beni bu kitapta etkiyen ve okumaya devam etmemi sağlayan Raif Efendi ‘nin yalnızlığı oldu. Çektiği aşk acısından çok kalabalık içerisindeki yalnızlığı, yalnızlığı seçmesi hüzünlendirdi.

       Mübarek Mirac Geceniz ve Cumanız kutlu ve hayırlara vesile olsun…



12 Mayıs 2015 Salı

Çocuklar Gibi...



    
   O kadar methedilmesine dayanarak kütüphaneden aldığım kitabı okumaya başladım ama bilmiyorum beklentimin yüksek olmasından mı nedir yaklaşık 110 sayfa okudum ama hala beni içine almadı. Gerçeği söylemek gerekirse yazarın hayatı ( burada) beni kitabından çok daha fazla etkiledi. 
   Söyleyeni ile özdeşleşmiş o kadar çok şarkıya söz olmuş ki şiirleri; yazarı"Kuyucaklı Yusuf" kitabından tanıyordum ama dillere dolanan şarkıların sahibi olduğunu bilmiyordum. Bence bir kitapta bu kısa hayattan çıkar. Neyse  kitap hakkında karar vermek için sonunu beklemek daha iyi sanırım. 
   İsterseniz fotoğraflara bakarken ve yorumunuzu yazarken sözleri Sabahattin Ali'ye ait olan bu harika şarkıyı Sezen Aksu 'nun sesiyle buradan dinleyebilirsiniz.  Bu arada çaktırmadan yorum mu istedim ne :)) 




   Bu fotoğrafı çekerken kızlar bana çok güldü. “anne bir sen kalmıştın “ diye. Niye dedim. Bu karikatürü gösterdiler hala gülüyorum. 




   Böyle arkasında iz bırakan bir uçak gördüğümde çocukluğum, çocukken uçakları izleyişimiz acaba nereye gidiyor  içinde kimler var  diye  sorularımız ve sonra da bu şiir gelir aklıma.  



...

Selamını aldım babacığım,
Kin büyütmedim kalbimde....
Küçük kızının gözleri hala senin çiçeklerinde.
Uçak, babama selam söyle!
Uçak, babama selam söyle!
İclal Aydın
  




Hala her gün iki motif ...




   Sabah namazından sonra;  güneşi,  çamaşırları ipe serdim :)) işlerimi bitirdim, kahvemi aldım sizi ziyarete geliyorum can arkadaşlarım. 



                                                                Sevgiyle Kalın...