8 Ocak 2016 Cuma

KOLADA GECESİ





Bu gece kabak pişirmeyi unutmayın, yoksa sırtınıza Karakoncalar biner, söylemedi demeyin sonra:))
Seviyorum böyle gelenekleri biliyorsunuz, yine bir Trakya adeti. Çocukluğumun  korkulu rüyası. Ne çok korkardık, o gece kabak yememişsek, Karakoncalar gelecek diye. Oysa şimdi unutulmaya yüz tuttu. Köyümüzün yaşlıları dışında pek hatırlayan kalmadı ne yazık. Ben  bu adeti evimde bu yıl ilk kez yapıyorum ve nasip olursa devam ettirmek istiyorum, hep istiyorum ve çaba sarf ediyorum ya öğrensin çocuklarım da ninelerimizin dedelerimizin yaşadıklarını diye; işte unutulan bir adet daha evimizde yer buldu böylelikle.

Kasım 62 de yapılıyor Kolada Gecesi. Hani eskiden Halk Takvimi  Kasım ( 179 kış günü ) ve Hızır ( 186 yaz günü ) diye iki kısımdan oluşuyormuş  ya işte o Kasım’ın 62 ‘ sinden bahsediyorum.  Miladi takvime göre de 8 Ocak oluyor.
    Biz bu geleneği şöyle biliyoruz :  Eskiden, çook eskiden atalarımız Bulgaristan ‘da yaşarken Bulgarlar bu gecede domuz  pişirirlermiş ve bütün her yer domuz eti kokarmış, bizim ninelerimiz de o domuz kokusunu bastırmak için evlerinde kabak pişirirlermiş ve kimin evinde o gece kabak pişmezse ya da kim kabak yemezse demek daha doğru olur sırtına Karakoncalar binermiş de sabaha kadar inmezmiş.  Hatta rahmetli dedemin de sırtına binmiş bir gece, hikayesi şöyle:
Dedem Kolada Gecesi kabak pişirmeyi unutuyor, babaannem rahmetli olmuş o nedenle yalnız olduğu bir dönemde ve üstelik felçli. O gece alışkanlık olduğu üzere kahveye gidiyor, arkadaşlarıyla konuşurken Kolada Gecesi olduğunu unuttuğunu ve kabak yemediğini söylüyor. Biraz sohbetten sonra ayrılıp eve gelirken, birden sırtına Karakonca biniveriyor. Dedem felçli zaten zor yürüyor,  üstelik kar kış, karanlık, üzerinde yürüdükçe ağırlaşıyor Karakonca, dedem sürekli dua okuyor ve korktukça korkuyor. Sonunda nefes nefese kaldığını fark eden Karakonca dedeme bir şey olmasından korkup atlıyor dedemin sırtından. “Korkma Ahmet Aga korkma benim” diye kendini tanıtıyor. Meğer dedemin kahvede kabak yemediğini duyan muzip bir arkadaşı şaka yapıyor.
Halamın söylediğine göre; onlar çocukken rahmetli babaannem o gece dışarı çıkmalarına izin vermezmiş. Etrafta üzerine beyaz çarşaflar dolamış insanlar birbirini korkuturmuş.
İşte bizim Kolada Gecesi diye bildiğimiz bu. Akşam, başka kimler ne biliyor diye nette biraz araştırdım. Burada ve burada. Kolada Gecesi için benim yazdığım gibi  kabak tatlısı yapılarak Bulgarların pişirdiği domuzun kokusunu bastırmak amacı güdüldüğü şeklinde hikayeler yazıyor. Ancak Kolada Gecesi' nin  kahramanı  Karakaçan olarak anılıyor.
Benzer bir adet olarak da; Hiçbir millete bağlı olmayarak tamamıyla Balkan Türklerine ait Bocuk Gecesi kutlamasından bahsediliyor. Bocuk Karısı, Bocuk Anası,  Bocuk Dedesi denilen beyazlar giymiş bir varlığın insan kılığında dolaştığına inanılıyormuş ve evde tarlada, bağda, bahçede bolluk bereket olması için çeşitli etkinliklerle  Bocuk Gecesi kutlanıyormuş.
Sonuç olarak  Kolada Gecesinin ve Bocuk Gecesinin ortak noktaları kabak pişirerek yemek böylece o hayallerindeki varlığı evlerinden uzak tutarak korkularına karşı kendilerini güvende hissetmek ve yine ne gariptir ki  birbirilerini korkutarak eğlence çıkarmak. 
   


Her takvim yaprağının altında eski takvim bilgilerinin yer alması ne güzel değil mi :))





















Ben böyle yazdım ama eminim benzer hikayeleri sizler de biliyorsunuzdur, zira atalarımız ; telefon yok, instagram yok, face book yok, tv yok hatta elektirik bile yok ne yapsınlar tabiî ki birbirleriyle güzel vakit geçirmenin yolunu bulacaklar,  illaki bir şekilde hayatın tadını çıkaracaklar.

Bu;  Kolada Gecesi olur, Bocuk Gecesi olur, Nevruz olur, Hıdırellez olur, Hacivat olur, Karagöz olur, Orta Oyunu olur, Mart İpliği olur, panayır olur, bilmece olur, mani olur. Olur da olur…
Hani bazen insanın diyesi geliyor kim buldu icatları. Tamamen olmasa da arada bir teknoloji yoksunu olsak fena mı olur ? Mesela 6 ayda bir 1 hafta, yalnııız öyle kişisel ya da bölgesel değil, tüm dünya olarak kimsenin aklı kimsede kalmasın:)) Eskisi gibi. 
                                      Hayırlı Cumalar Güzel Arkadaşlarım...











22 yorum:

  1. İlk defa duydum :)
    Seviyorum ben böyle masalımsı gelenekleri :)
    Akşama kabak yapmaya vakt yok ama ben en iyisi bir porsiyon alıp gidiyim eve :))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel gelenekler değil mi ? Ne kadar saf, ne kadar masumane. Afiyet olsun diyorum şimdiden. Sevgiler Şebnemciğim.

      Sil
  2. Çok ilginç, değişik bir gelenekmiş, daha önce hiç duymamıştım.
    Bu gece bir kabak pişirmeli öyleyse :)
    Ellerine sağlık, tatlı da, fotoğraflar da harika.
    Güzel bir haftasonu dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Deniz. Daha önce duymadığımız ne gelenekler vardır kim bilir ? Hep yeni bir şeyler öğreniyoruz birbirimizden en çok bunu seviyorum ben burada. Afiyet olsun diyorum size de. sevgiler...

      Sil
  3. muhtesem görünüyor kabak ya candır tatlısını cok severim afiyet olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Sevgili Sevda, hoşgeldin. Selamlar, sevgiler...

      Sil
    2. Hosbuldum Özlem hanımcım sizide bloguma beklerim sevgiler :)

      Sil
    3. derken zaten bloguma gelmissiniz :)))))

      Sil
  4. Çok ilginç,çok da hoşuma gitti ..Bunlar hayatın renklendiricileri işte...Hangi yılda olursa olsun eski yeni,gelecek insanlar eğlenmek için mutlu olmak için sıradan geçen günlerin sıradanlığını kırmak için bir şeyler buluyor ve bulacak da...Ben de seviyorum bunları ve unutulmasın elbette,kutluyorum seni ,ellerine sağlık,iki tane kocaman kabağım var,yapmaya çalışacağım,fotoğraflar ve kabağın turuncusu da çok enerjik...Bal şeker olsun :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok çok teşekkür ederim Sevgili Nuray, ne güzel denk gelmiş, tam mevsimi Kolada Gecesi bahanesiyle kesilsin kabakların, yoksa büyüklüğüyle göz korkutup hep beklerler bir kenarda :)) en azından bizde öyle olurdu. Tekrar teşekkürler, sevgilerimle...

      Sil
  5. Özlem hanım; yazdığım yorum size ulaşabildi mi acaba????

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nurdan Hanım, gelen tek yorum bu. Sanırım bloğumdan kaynaklanan bir sorun var, bugün beni çok zorladı. Sevgiler...

      Sil
  6. İlk defa duydum, ne kadar ilginç bir gelenekmiş :) Dedenizin sırtına karakonca bindiğini okyunca beni bir heyecan aldı sormayın gitsin :) Ne insanlar var yahu...

    YanıtlaSil
  7. ne kadar güzel bir gelenekmiş bu ilk defa duyuyorum ama kabak yemek için bir sebeb ihtiyacım yok zaten bayılıyorum hele de tatlısına.emeğine sağlık.sevgiler...

    YanıtlaSil
  8. Ben bilmiyordum ilk kez duydum ama hikayesi güzelmiş gelede dedenizin hikayesi hem heyecanlandırdı hemde tebessüm ettirdi
    Nereye ait olursa olsun Nasıl bir hikayesi olursa olsun ben çok seviyorum böyle yöresel gün ve gelenekleri sayende kolada yı

    YanıtlaSil
  9. Ilk kez duydum...rahmetli Dedenin hatirasina da güldüm,Ben olsaydim kalp krizi gecirirdim sanirim :)

    Ellerine,fikrine saglik ...kabak tatlisini ben cok severim ama evdekiler hic yemez :(

    YanıtlaSil
  10. Hiç duymamıştım. Çok ilginç. Bu geleneği sürdürme kararınız çok hoşuma gitti.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  11. Ne ilginçmiş. İlk kez duydum ben de.

    YanıtlaSil
  12. Bende ilk defa duyanlardanım. Çok ilginç bir o kadar da güzel bir gelenek.benim evde bir gün evvelden pişirilmiş kabağım vardı senin yazıni okuyunca o niyete yiyverdik:) mesaj yazmak yeni nasip oldu. Ellerine sağlık. Sevgiler canı

    YanıtlaSil
  13. Aaaa e ben bu karakoncolosları ve bu geceyi Ters Düz'de yazdım ya işte!!! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet biliyorum Kalandar, o bölümü daha bir merakla okudum dersem yalan olmaz:)) Yalnız bir fark vardı sizinkiler dışarıda şenlik yaparken yaparken bizde dışarıya çıkmak tehlike sayılıyor ve eve kapanıyorlar :))

      Sil