nazar için:

Felak Suresi Anlamı: ( Ey Muhammed ! ) De ki: Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedçinin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım.

Nas Suresi Anlamı : ( Ey Muhammed ! ) De ki : Sığınırım ben insanların Rabbine, insanların Melikine (mutlak sahip ve hakimine ), insanların İlahına. O sinsi vesvesenin şerrinden, O ki insanların göğüslerine ( kötü düşünceler ) fısıldar. Gerek cinlerden gerek insanlardan ( olan ) bütün vesvesecilerin şerrinden Allah ‘ a sığınırım.

Peygamber Efendimiz iki kul euzüyü okuyup buyurdu ki; “bu iki sure ile belarlardan, nazardan korunun ! hiç kimse bu iki sure ile korunduğu gibi, başka şeyle korunamaz. “ ( Ebu Davud )

12 Ocak 2016 Salı

Örgü Kazak








İnstagram sayfama baktım 7  Aralıkta başlamışım bu kazağı örmeye  . Model Kaynak :  Pinterest & Ravelry
 Pinterest deyip geçmek istemiyorum, sonuç olarak biliyoruz ki pinterest modellerin sahibi değil. Bu modelin sahibi olarak da Ravelry gösterilmiş.
Modelini olduğu gibi renkleri de hemen hemen aynı uyguladım. Öyle gördük, öyle sevdik çok değiştirmedim ben de.
Örmeye göz kararı başladım, üzerimize ölçe ölçe devam ettim.
Çift kat iple 140 zincir çekerek başladım. Üzerini tek kat iple ördüm tabiki.
Böyle uzun zincirle başlayan her ne olursa olsun çift kat iplikle başlıyorum, hem ilk sırayı örmesi kolay oluyor hem de toplama yapmıyor.












Ön ve arka 40’ar  dolgu, omuzlar için 30’ar dolguyla başladım, arada da iki zincir çekerek  arttırmaları unutmayalım. Bu ölçüler ipin kalınlığına ve ele göre değişir.








  
                                   İnstagram Günlüğüm...



















































Sevgiyle Kalın…

8 Ocak 2016 Cuma

KOLADA GECESİ





Bu gece kabak pişirmeyi unutmayın, yoksa sırtınıza Karakoncalar biner, söylemedi demeyin sonra:))
Seviyorum böyle gelenekleri biliyorsunuz, yine bir Trakya adeti. Çocukluğumun  korkulu rüyası. Ne çok korkardık, o gece kabak yememişsek, Karakoncalar gelecek diye. Oysa şimdi unutulmaya yüz tuttu. Köyümüzün yaşlıları dışında pek hatırlayan kalmadı ne yazık. Ben  bu adeti evimde bu yıl ilk kez yapıyorum ve nasip olursa devam ettirmek istiyorum, hep istiyorum ve çaba sarf ediyorum ya öğrensin çocuklarım da ninelerimizin dedelerimizin yaşadıklarını diye; işte unutulan bir adet daha evimizde yer buldu böylelikle.

Kasım 62 de yapılıyor Kolada Gecesi. Hani eskiden Halk Takvimi  Kasım ( 179 kış günü ) ve Hızır ( 186 yaz günü ) diye iki kısımdan oluşuyormuş  ya işte o Kasım’ın 62 ‘ sinden bahsediyorum.  Miladi takvime göre de 8 Ocak oluyor.
    Biz bu geleneği şöyle biliyoruz :  Eskiden, çook eskiden atalarımız Bulgaristan ‘da yaşarken Bulgarlar bu gecede domuz  pişirirlermiş ve bütün her yer domuz eti kokarmış, bizim ninelerimiz de o domuz kokusunu bastırmak için evlerinde kabak pişirirlermiş ve kimin evinde o gece kabak pişmezse ya da kim kabak yemezse demek daha doğru olur sırtına Karakoncalar binermiş de sabaha kadar inmezmiş.  Hatta rahmetli dedemin de sırtına binmiş bir gece, hikayesi şöyle:
Dedem Kolada Gecesi kabak pişirmeyi unutuyor, babaannem rahmetli olmuş o nedenle yalnız olduğu bir dönemde ve üstelik felçli. O gece alışkanlık olduğu üzere kahveye gidiyor, arkadaşlarıyla konuşurken Kolada Gecesi olduğunu unuttuğunu ve kabak yemediğini söylüyor. Biraz sohbetten sonra ayrılıp eve gelirken, birden sırtına Karakonca biniveriyor. Dedem felçli zaten zor yürüyor,  üstelik kar kış, karanlık, üzerinde yürüdükçe ağırlaşıyor Karakonca, dedem sürekli dua okuyor ve korktukça korkuyor. Sonunda nefes nefese kaldığını fark eden Karakonca dedeme bir şey olmasından korkup atlıyor dedemin sırtından. “Korkma Ahmet Aga korkma benim” diye kendini tanıtıyor. Meğer dedemin kahvede kabak yemediğini duyan muzip bir arkadaşı şaka yapıyor.
Halamın söylediğine göre; onlar çocukken rahmetli babaannem o gece dışarı çıkmalarına izin vermezmiş. Etrafta üzerine beyaz çarşaflar dolamış insanlar birbirini korkuturmuş.
İşte bizim Kolada Gecesi diye bildiğimiz bu. Akşam, başka kimler ne biliyor diye nette biraz araştırdım. Burada ve burada. Kolada Gecesi için benim yazdığım gibi  kabak tatlısı yapılarak Bulgarların pişirdiği domuzun kokusunu bastırmak amacı güdüldüğü şeklinde hikayeler yazıyor. Ancak Kolada Gecesi' nin  kahramanı  Karakaçan olarak anılıyor.
Benzer bir adet olarak da; Hiçbir millete bağlı olmayarak tamamıyla Balkan Türklerine ait Bocuk Gecesi kutlamasından bahsediliyor. Bocuk Karısı, Bocuk Anası,  Bocuk Dedesi denilen beyazlar giymiş bir varlığın insan kılığında dolaştığına inanılıyormuş ve evde tarlada, bağda, bahçede bolluk bereket olması için çeşitli etkinliklerle  Bocuk Gecesi kutlanıyormuş.
Sonuç olarak  Kolada Gecesinin ve Bocuk Gecesinin ortak noktaları kabak pişirerek yemek böylece o hayallerindeki varlığı evlerinden uzak tutarak korkularına karşı kendilerini güvende hissetmek ve yine ne gariptir ki  birbirilerini korkutarak eğlence çıkarmak. 
   


Her takvim yaprağının altında eski takvim bilgilerinin yer alması ne güzel değil mi :))





















Ben böyle yazdım ama eminim benzer hikayeleri sizler de biliyorsunuzdur, zira atalarımız ; telefon yok, instagram yok, face book yok, tv yok hatta elektirik bile yok ne yapsınlar tabiî ki birbirleriyle güzel vakit geçirmenin yolunu bulacaklar,  illaki bir şekilde hayatın tadını çıkaracaklar.

Bu;  Kolada Gecesi olur, Bocuk Gecesi olur, Nevruz olur, Hıdırellez olur, Hacivat olur, Karagöz olur, Orta Oyunu olur, Mart İpliği olur, panayır olur, bilmece olur, mani olur. Olur da olur…
Hani bazen insanın diyesi geliyor kim buldu icatları. Tamamen olmasa da arada bir teknoloji yoksunu olsak fena mı olur ? Mesela 6 ayda bir 1 hafta, yalnııız öyle kişisel ya da bölgesel değil, tüm dünya olarak kimsenin aklı kimsede kalmasın:)) Eskisi gibi. 
                                      Hayırlı Cumalar Güzel Arkadaşlarım...